Kalıpları kıran Huğlu kadınları

Huğlu'daki kadınlar atış müsabakasına katılmak için ayaklandığında, erkekler 'elektrik süpürgesi ödülü' ile dalga geçti—peki, toplumsal direniş gerçekten küçük hedeflerle mi başlar?

Asu Maro
Bugün
4
Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, İstanbul Film Festivali'nde gösterilen '32 Metre' belgeselini kullanarak, Konya'nın Huğlu kasabasındaki kadınların toplumsal cinsiyet rollerine karşı başlattıkları mücadeleyi anlatıyor. Halime Sandal ve arkadaşlarının atış müsabakasına katılma talebinin, ilk başta erkekler tarafından ciddiye alınmasa da, kararlılık ve dayanışmayla nasıl bir değişim yarattığını gösteriyor. Ancak bu tür mikro-direniş örnekleri, gerçekten sistematik toplumsal değişimi sağlayabilecek kadar derin midir?

Sizi karanlık bir salona sokup bambaşka dünyaların aydınlığına çıkaran bir şey, sinema. İzlediğiniz mutlu bir hikâye de olsa depresyonun dibine de inse böyle. İnsanın başka insanların derdine / sevincine / mücadelesine bakmaya ihtiyacı var. Bunu başka insanlarla bir arada yapmaya daha çok ihtiyacı var. İKSV'nin düzenlediği İstanbul Film Festivali'ni en çok filmi 10 günlüğüne evde tek başına bir platformdan / internetten izlenen bir şey olmaktan çıkardığı için seviyorum. Sonra da izleyiciyi çok ilginç insanlarla tanıştırdığı için.

Dün sona eren 45. festivalden bana kalan en unutulmaz karakterlerden biri Halime Sandal oldu. Beraberinde arkadaşları / akrabaları; Gönül Uğur, Halime Tozcu Sandal, Kadriye Erdoğan ve direnerek kalıpları yıkan diğer Huğlu kadınları. Torosların eteğinde küçücük bir kasaba, Huğlu. Konya Beyşehir'e bağlı. Tarihi 1. Dünya Savaşı'na dayanan bir tüfekçilik serüveni var. Halkın en önemli ekmek kapısı bu ve Huğlu av tüfeği üretiminde bir dünya markası. Ama hikâyeyi ilginç kılan bu değil, Huğlu kadınlarının kendilerine biçilmeye çalışılan toplumsal cinsiyet rollerine karşı çıkış ve bunu kasabanın erkeklerine kabul ettiriş biçimi.

Huğlu'nun bir atış müsabakası var, tabii ki erkekler arasında düzenlenen. Fakat başta heybetli duruşuyla insanı etkileyen Halime olmak üzere kadınlar yavaştan ayaklanıp "Biz de katılmak istiyoruz" diyorlar. Halime diğerlerini örgütlüyor demek daha doğru. Kadınlar tek tek konuyu kocalarına açıyor, "Halime biz de katılalım diyor, ha, ne dersin" şeklinde. Kocaların kimisi dinlemiyor, kimisi ciddiye almıyor, alanı da karşı çıkıyor, "Ne işin var senin erkeklerin arasında" diye. Şunu hemen anlıyoruz ki Huğlu kadınlarının hem bir dirayeti hem de tatlı bir espri anlayışı var. Karı koca diyalogları, kadınların erkeklerden gelen dayanaksız karşı çıkışları çürütme biçimleri o kadar eğlenceli ki. Ve hani kim "Senin de iki elin, iki gözün var, benim de. Neden yapamayayım" sorusu karşısında durabilir ki

Neticede o sene müsabaka iptal oluyor fakat kafasına koyduğunu yapan kadınlar kendi müsabakalarını düzenlemek üzere harekete geçiyorlar. Önlerine çıkan engelleri bir bir yıkarak. Erkekler de başta "Kadınlar bizden bir şey istemiş, he diyelim de eğlensinler kendi aralarında, ödül olarak da elektrik süpürgesi mi versek acaba" gibi dalga geçen bir yerden yola çıkmışken onların gücünü ve haklılığını teslim ettikleri bir noktaya varıyorlar. Bir yandan da yan yana durup ses çıkaran kadınların ev içi ve dışında kendilerine yakıştırılan rollere dair kazanımlarına tanık oluyoruz. Kadınların birbirlerine verdiği güven, destek, büyükten küçüğe aktarılan "Sakın ben yapamam deme, kendine inan" öğütleri yerini bulurken erkeklerde de karşılarında gördükleri kararlılık karşısında bir dönüşüm yaşandığını gözlemliyoruz. İngilizce olarak söylediği Liverpool göndermeli "Asla yalnız yürümeyeceksin" sloganı eşliğinde karısını ve arkadaşlarını atış alanına taşıyan beyefendinin yeri ayrı.