Bir kuyruklu yıldız gibi

Asu Maro
Bugün
11

Şimdi dönüp baktım, yıl 2006 imiş, tam 20 yıl önce. Ne kadar öncü bir oluşum olduğunu bugün daha da iyi gördüğümüz DOT daha bir yaşını yeni doldurmuş, Mısır Apartmanı'ndaki yerinde. Tracy Letts'in 2004'te Off-Broadway'de olay yaratan oyunu "Böcek" sıcağı sıcağına Murat Daltaban'ın rejisiyle sahnede.

Tüyler ürpertici, şaşırtıcı, tokat gibi bir oyun, hani her şeyini unutsam üzerimde yarattığı etkiyi unutamam. Bir de oyuncularını. Tülay Günal var, Alper Kul var, Selen Uçer var, hepsini daha yeni tanıyoruz, Gökçer Genç var, bir de "göründüğü birkaç sahneye damgasını vuran" diye tanımlamışım o zaman, Serhat Kılıç var. Yıllar içinde anladım ki, çok az söylemişim, bugün ardından Tülay Günal'ın yazdığı gibi "Öyle bir yetenekti ki gözünüzü ondan alamazdınız".

O zamanlar Erzurum DT oyuncusuydu Serhat Kılıç. Öncesinde Ankara DT'e ve Diyarbakır DT'de bir dolu oyunu var. "Böcek" zamanı akıl almaz bir kadroya sahip olan "Hatırla Sevgili"de oynadı, o sıra Devlet Tiyatrosu'ndan istifa etti, İstanbul'da kaldı. DOT'ta "Vur, Yağmala, Yeniden"de, BKM'de "Oyunun Oyunu"nda oynadı. İstanbul Şehir Tiyatroları'nın "İntiharın Genel Provası" oyununda karakterden karaktere geçiyordu, müthişti gene. Müzik, dans, her tür marifeti vardı zaten ve hikayeler anlattığı, şarkılar söylediği, seyirciyi kırıp geçirdiği şovlar da yaptı zaman zaman. İki gündür sosyal medyada izliyoruz bazılarını, nasıl bir ışığı, nasıl bir enerjisi olduğunu o kısacık videolardan bile anlamak mümkün. Ergun Plak olarak bütün ülkenin onu tanımasını sağlayan "Seksenler" dizisinde söylediği "Bir Daha mı Tövbe" mesela, nasıl iyi bir performanstır. Televizyonda pek çok işte izledik onu, "Seksenler"in ve "Heberler"in yeri ayrı.

Tiyatroda tek kişilik şovları dışında son oyunu 2018'de Mesut Arslan'ın yönettiği "Gece Sempozyumu"ydu. Sinemada da var oynadığı işler elbette ama bu çapta bir oyuncunun yerini bulduğunu söyleyemeyiz. 'Hak ettiği yeri' diyecektim, dilim varmadı, seyirci olarak bizim neyi hak edip etmediğimizi sorgulamamız lazım asında. Evinde ne bulunmuş, hangi şişe, hangi bilmem ne, onu merak edip de bir insanın özel dünyasının görüntülerini hiç hakkımız olmadığı halde ortaya dökeceğimize bununla ilgilensek keşke. Neyse ki Nuri Bilge Ceylan'ın "Kış Uykusu" var da unutulmaz İmam Hamdi karakteriyle nasıl bir oyuncu olduğunu hatırlayabiliriz, Serhat'ın.

2014'te bir yazı daha yazmışım onunla ilgili, "İkinci şanstan doğan okul" başlıklı. "Tanıdığım en yetenekli oyunculardan biri" diye başlamışım yazıya, hep de öyle kalacak. Başlıktan sözü geçen 'ikinci şans' ona hayatın tanıdığı şans. "Bir-iki sene öncesine kadar sadece ben vardım" diye anlatmış o zaman: "Televizyon, tiyatro, sinema... En önemli bendim. En kıymetli bendim. Başrol oynamalıydım, Nuri Bilge'yle çalışmalıydım, Birol Güven'le bir iş yapmalıydım. En önemli benim, dünya benim etrafımda dönüyor ve bu hep böyle gidecek."