İlk izleyişimden tedirgin edici bir atmosfer kalmış geriye. Oyunun adıyla da alakası var kuşkusuz ama o gece vakti bir deniz kenarında karşılaşan iki yabancı arasındaki ne olduğunu uzun süre çözemediğimiz gerilim, oyuncuların yazar – yönetmen Özen Yula'nın sahneye serdiği çakıl taşları üzerindeki yürüyüşünün verdiği rahatsızlık hissi "Ay Tedirginliği" der demez canlanıyor zihnimde. Yıl 2009, Duru Tiyatro, sahnede Sezin Akbaşoğulları ve Bekir Aksoy.
Oyunu ilk sahneleyen ise aslında 2002 yılında 5. Sokak Tiyatrosu'nda Mustafa Avkıran. Derya Alabora ve Murat Karasu ile birlikte. Yurt dışında da pek çok prodüksiyonu olmuş, yazarına Afife'de ilk Cevat Fehmi Başkut Ödülü'nü getirmiş, 30 yılda tedirgin ediciliğinden de etkileyiciliğinden de bir şey kaybetmemiş bir metin. 30. yılında Bakırköy Belediye Tiyatroları'nda Burcu Halaçoğlu rejisiyle yeniden seyirciyle buluştu. Gala nedeniyle Leyla Gencer Opera ve Sanat Merkezi'nde izledik biz ama aslında 324 senelik İBB Baruthane binasında sahneleniyor ve oyunun şiirsel dekor ve ışık tasarımıyla, gizemli atmosferiyle o tarihi dokuya çok yakıştığından eminim.
1950'lerde, gecelerden bir gecede geçen oyunun kendisi de tarihte geziniyor. Bu onları neyin bir araya getirdiğine dair ketumluğunu sonuna kadar koruyan (biz de koruyalım o nedenle) metin, bize deniz kenarında rastlantı eseri karşılamışa benzeyen kadınla erkeğin (Damla Karaelmas, Emre Koç) kurduğu, flörte benzeyen ama bir yandan da hiç benzemeyen oyunu izletiyor. İkisinin de çantalarında taşıdıkları geçmişten gelen yükler ve bunlarla baş etmek için seçtikleri kendilerince yollar var.
Hikâyeler anlatıyorlar birbirlerine, her biri birbirine görünmez bağlarla bağlanan. Özen Yula bir dil ustası ve iki karakter arasındaki laf düellosunda akılda kalan – kalması gereken – çok cümle var. Tam burada, bunun seyirciden hatırı sayılır bir dikkat istediğini ve bu dikkati diri tutmanın her zaman çok kolay olmadığını eklemeliyim. Ben derim ki kitabı da alın okuyun sonrasında.
BBT'ye doğan güneş
Oyunu izlediğimiz Leyla Gencer Opera ve Sanat Merkezi, anlaşılmaz bir nedenle bir süredir kapalıydı, 2024 Ekim'inde, Leyla Gencer'in 96. doğum gününde yeniden perdelerini açtı. İKSV tarafından merkeze emanet edilen, divanın özel eşyalarının, kostümlerinin, kitaplarının, tablolarının yer aldığı büyüleyici Leyla Gencer Anı Evi'ni görün mutlaka.
Oyun sonrasında bir konuşma yapan BBT Genel Sanat Yönetmeni Ragıp Savaş, bunu ve daha pek çok güzel gelişmeyi "BBT'ye bir güneş doğdu" diye tanımladığı, "Bakırköy sanat ve kültürle var olacak" mottosunu benimseyen Belediye Başkanı Ayşegül Ovalıoğlu'na borçlu olduklarını anlattı. Artık BBT restorasyonuna başlanacak olan Yunus Emre Kültür Merkezi'ndeki salonunu nikâhlarla paylaşmak zorunda da kalmayacakmış çünkü nikâh salonu Tarık Akan Kültür Merkezi'ne taşınmış. Tiyatro sahnesinde nikâh salonu da gerçekten inanılmaz bir şeydi, bu uygulamanın sona ermesi sevindirici.

14