5G'nin "üreme" üzerindeki etkileri

Radyofrekans maruziyetinin insan sağlığında 'sistematik soykırım' düzeyinde tehlike oluşturduğu iddiası, bilimsel kanıtlarla ne kadarı desteklenebilir?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazı, cep telefonu ve 5G teknolojisinin radyofrekans maruziyetinin gebe kadınlar ve çocuklarda ciddi biyolojik hasarlara yol açtığı araştırmaları referans alarak, 5G'nin ancak fiber optik teknolojisiyle güvenli kılınabileceğini savunuyor. Yazarın 'soykırım' ifadesi kullanarak sonuca varması, bilimsel bulgularla dışlama politikasının sınırlarını sorunsallaştırıyor: Ciddiye alınması gereken uyarılar mı, yoksa aşırı tehdid meclisi mi?

Doç. Dr. Hava Bektaş, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tıp Fakültesi Biyofizik Anabilim Dalı'nda öğretim üyesi olarak görev yapıyor. Yaklaşık 13 yıldır, "radyofrekans elektromanyetik alanların biyolojik etkileri" üzerine çalışıyor, aynı konuda yüksek lisans dersleri veriyor.

Ulaştığı sonuçlardan bazılarını şöyle özetliyor:

*Gebelik döneminde uzun süreli cep telefonu kullanımının, plasenta ve kordon kanında hücrelere zarar verebilen maddelerin artmasına (oksidatif stres) ve genetik yapıda hasara yol açabildiğini (DNA kırıkları) gözlemledik.

*Yalnızca Wi-Fi kullanılan durumlarda benzer bir değişiklik görmedik. Ancak cep telefonu ve Wi-Fi'nin birlikte kullanıldığı durumlarda bu olumsuz etkilerin daha belirgin hale geldiğini tespit ettik.

*Bunu takiben yaptığımız bir diğer çalışmada, gebelik döneminde cep telefonu kullanım süresi arttıkça, yenidoğanların kordon kanında birçok biyolojik göstergede anlamlı değişiklikler olduğunu gördük.

*İncelediğimiz göstergeler; karaciğerin çalışma durumu, hücre hasarı, iltihaplanma ve vücudun genel stres durumu hakkında bilgi vermektedir. Elde ettiğimiz bulgular, radyofrekans maruziyetinin yalnızca tek bir sistemi değil, vücudun genel işleyişini etkileyebilecek değişikliklere yol açabileceğini göstermektedir.

*Günde yaklaşık 2 saat cep telefonu kullanan annelerin bebeklerinde hareket kalitesinin düştüğünü, hareket çeşitliliğinin azaldığını ve normal dışı hareketlerin arttığını belirledik.

***

*Araştırmalarımızı, 5G teknolojisinde yaygın olarak kullanılan 3.5 GHz frekansına yönlendirdik. Bu frekansta yaptığımız deneysel çalışmalarda, vücudun farklı organlarında çeşitli biyolojik değişiklikler olduğunu gözlemledik. Özellikle hücrelere zarar verebilen maddelerin arttığını ve buna bağlı olarak hücrelerin stres altında kaldığını belirledik. Bu durum, farklı frekanslarda benzer biyolojik etkilerin ortaya çıkabileceğini düşündürmektedir.

*Bu kapsamda gerçekleştirdiğimiz çalışmalarda, 3.5 GHz radyofrekans maruziyetinin sağlıklı ve diyabetik sıçanlarda beyin dokusu üzerindeki etkilerini inceledik ve iştah, enerji dengesi ve metabolizma ile ilişkili hormonlarda anlamlı değişiklikler olduğunu gördük.

*Bununla birlikte, hücrelerin kendini koruma kapasitesinin azaldığını, buna karşılık hücrelere zarar verebilen maddelerin arttığını belirledik. Özellikle öğrenme ve hafıza ile ilişkili beyin bölgesinde sinir hücrelerinde hasar oluştuğunu tespit ettik. Bu etkilerin diyabetik grupta daha belirgin olduğunu gözlemledik.

***

*Benzer şekilde, üreme ve tiroid sistemi üzerine yaptığımız çalışmalarda, hormon dengesinin bozulduğunu ve hücrelere zarar verebilen maddelerin arttığını belirledik. Testis dokusunda yapısal değişiklikler gözlemlerken, tiroid bezinde de hormon seviyelerinde düzensizlikler tespit ettik. Antioksidan olarak bilinen koruyucu maddelerin bu olumsuz etkileri bir miktar azalttığını, ancak tamamen ortadan kaldıramadığını gördük.

*Kemik ve kas dokusu üzerine yaptığımız çalışmalarda, radyofrekans maruziyetinin bu dokuların dayanıklılığını ve esnekliğini etkileyebileceğini belirledik. Kas dokusunda da benzer şekilde hücrelerin stres altında kaldığını gözlemledik.

*Hücre kültürü modelinde gerçekleştirdiğimiz çalışmada,