Türkiye'nin Ortadoğu'da ve Doğu Akdeniz'deki hak ve menfaatlerine sahip çıkmak ve kendi güvenliğini sağlamak için yaptığı girişimlerin etkin sonuçlar vermesi, düşman, çıkarcı ve rakip olan ülkelerde tedirginlik yaratmaktadır.
Başta Yunanistan ve birlikte olduğu GKRY olmak üzere, saldırganlıkta sınır tanımayan, teolojik ideallerinin peşinden koşan, bölgesel emperyalizm heveslisi, ABD destekli İsrail'in de bu ülkelerle "düşmanımın düşmanı dostumdur" anlayışıyla çıkar işbirliği içinde hareket ettikleri ortadadır. Ayrıca BAE'nin de ABD ve İsrail'in tetikçisi gibi hareket ettiği ve bu ülkelerle de işbirliği içinde olduğu bilinmektedir. Buna Türkiye'nin Pakistan ile olan dayanışmasına karşı hamle yapmak, bölgede ve Doğu Akdeniz'de de çıkar sağlamak için bu ülkelerle işbirliği içinde olma girişimlerinde bulunan Hindistan'ı da dahil ettiğimizde birbiriyle bağlantılı Hindistan-İsrail-GKRY-Yunanistan-BAE ittifakının oluştuğu görülmektedir.
Dirsek teması içindeki bu ittifaka karşı, Türkiye-Suudi Arabistan-Pakistan arasında gerçekleşme aşamasında olan ve buna Mısır, hatta Katar'ın da katılabileceği söylenen bir birliktelik üzerinde çalışıldığı da bilinmektedir.
Şer ekseninin oluşumu
Hindistan, Yunanistan ve İsrail arasında gelişen işbirliğine, İsrail'le yakın ilişki içindeki GKRY ve BAE'nin Hindistan'la işbirliği de eklendiğinde oluşan eksenin, Türkiye'ye yönelik düşmanca tutumu belirgin bir hal almıştır.
Bu iki karşı ittifakın bölgede yeni bir fay hattı oluşturduğunu söylemek mümkündür.
BAE, Sudan, Somali ve Yemen'deki askeri başarısızlıklarının ardından Hindistan'a sığınmış, Türkiye ise tam aksine bu bölgelerde etkinlik sağlamıştır. Diğer taraftan da Türkiye'nin Keşmir konusunda Pakistan'ı desteklemesi ve 2025'te "Sindoor Operasyonu" sırasında Pakistan'a drone tedarik etmesi, Hindistan tarafından düşmanca hareket olarak nitelendirilmiş, Hindistan bu nedenle Türk mallarına boykot başlatmış, Yunanistan, GKRY ve Ermenistan'la olan ittifakını güçlendirmiştir. Türkiye'yle Ermenistan arasında yumuşayan ilişkiler, bu ittifakın Ermenistan ayağını şimdilik etkisiz kılmıştır.
İsrail'in Hindistan'a teklif ettiği ittifaka ilişkin görüşmelerde Hindistan Başbakanının; Türkiye'nin Pakistan'a olan açık desteğini dile getirerek, jeopolitik açıdan bu ittifakın kendileri için bölgede artan Türk gücüne karşı bir kalkan niteliğinde olacağını, yeni bir blok oluşturarak buna karşılık verme zamanının geldiğini belirtmesi ve ülkesinin İbrahim Anlaşmalarına olan desteğini de vurgulaması durumu netleştirmiştir.
İsrail Kültür ve Spor Bakanının Türkiye'yi doğrudan hedef alan skandal açıklamasında Türkiye'yi açıkça tehdit ederek "düşman ülke" ilan etmesi, düşmanlığın seviyesini göstermesi açısından önemlidir.
Hindistan Başbakanıyla GKRY liderinin karşılıklı ziyaretleri de karşılıklı işbirliğini arttırmış, GKRY liderinin ifadesiyle "stratejik ortaklık" niteliğine ulaşmıştır. Hindistan yapımı süpersonik füzelerin ve kamikaze İHA'ların Rum tarafına verileceği açıklanmıştır. Bu füzelerin AB'nin SAFE programı kapsamında GKRY'ye ayrılan savunma paketi kapsamında gerçekleştirileceği söylenmektedir. Gelişme Türkiye tarafından dikkatle takip edilmekte ve durum, "Hindistan Türkiye'ye karşı Rumları silahlandırıyor" algısı yaratmaktadır.
Türkiye'nin Orta Doğu, Doğu Akdeniz ve Afrika Boynuzu'ndaki genişleyen askeri ve diplomatik varlığı hem İsrail'i hem de Hindistan'ı rahatsız etmekte, İsrail, Türkiye'nin bölgedeki politikalarını, özellikle Hamas ile ilişkiler ve Filistin konusuna verilen güçlü desteği, doğrudan bir güvenlik tehdidi olarak görmekte, bu durum İsrail'in Türkiye'yi çevreleme politikasını öne çıkarmaktadır. Hindistan da, Pakistan ile Türkiye arasında giderek artan yakınlaşmayı kendi ulusal güvenliğine tehdit olarak algılamaktadır.
Bu şer ittifakının, askeri tatbikatlardan diplomatik koordinasyona kadar geniş bir yelpazede, Türkiye'nin Doğu Akdeniz-Ortadoğu-Güney Asya hareket alanını daraltmayı amaçlayan çok boyutlu bir amacı olduğu anlaşılmaktadır.
İbrahim anlaşmaları baskısı
ABD Başkanı, İran'la bir anlaşma hâlinde Türkiye, Suudi Arabistan, Mısır, Pakistan, Katar ve Ürdün'ün İbrahim Anlaşması'na katılmasının "zorunlu olması" gerektiğini, bunu yapmamanın "kötü niyet göstergesi" olacağını söylemiştir. Bu anlaşma, bölge ülkelerinin İsrail'le iyi ilişkiler kurarak ona tehdit teşkil etmemesi üzerine kurgulanmıştır. Anlaşmaya halen BAE, Bahreyn, Fas, Sudan ve Kazakistan katılmış olup, bu zorlamaya Türkiye'nin katılması beklenmemelidir.

19