Ülkemizde artan misyonerlik faaliyetleri üzerine..

Ülkemizde artan misyonerlik faaliyetleri üzerine..

ALİ SANDIKÇIOĞLU

Misyon kelimesi latince MİSSİO kelimesinden gelmekte olup, birçok manaya gelmektedir.

Sözlükler misyon ve misyonerliği şu şekilde açıklıyorlar.

a) Bir kimseye ya da kuruma verilen özel görev.

b) Dini, bilimsel veya diplomatik bir görev yüklenmiş kimselerden oluşan kurul.

Günümüzde en yaygın manası ile misyon ya da misyonerlik hristiyan olmayan kimselere hristiyanlığı anlatmak ve incili kabul ettirmek için (dini yayma uğruna) kendini adayan kimse demektir.

Son günlerde memleketimizde hristiyan misyonerleri adeta at oynatıyorlar... Bildiğiniz gibi hristiyanlıkta misyonerlik çok eskilere dayanır.

Tarihçiler ilk misyonerlik tarihini havariler dönemi: (MS. 33-1OO), kilise kurucuları dönemi(1OO-8OO), ortaçağ dönemi (8OO- 15OO), Reformasyon dönemi (15OO-165O), Reformasyon sonrası devri (165O-18OO) olarak beş dönemde incelerler.

Bunun dışında birde modern misyonerlik vardir ki, o da: Misyoner William Carey'in 1793'de Hindistan'a ayak basması ile başlar.

Misyon ve misyonerlik hakkında bu kısa bilgiden sonra esas konumuza dönelim.

Misyonerlerin esas gayeleri:

Misyonerlerin esas gayesi kendi dinlerini ve incili yaymak için çalışmaktır. Daha açık bir ifade ile başka başka dinlere mensup olanlar özellikle Müslümanları çeşitli vaatlarle kandırıp hristiyan yapmaktır.

Bunun için de herkesin hoşuna gidecek sözler ederler.

Herkesin tasvip edecekleri faaliyetler içinde olduklarını anlatırlar. Bazen bütün dünyada barışın geleceğinden bahis ederler.

Bazen toplumlar arası diyaloğun faydalarını anlatırlar.

Bazen sermayeyi bütün dünyaya yayacaklarından, zenginlerle fakir ülkeler arasındaki adaletsiz paylaşmayı kaldırıp eşit paylaşımı getireceğini söylerler.

Bazen de sınıf farklılıklarını kaldıracaklarını söylerler.

İlk bakışta bunlar göze ve kulağa hoş gelen sözler ama işin aslı hiçbir zaman öyle değildir. Böyle cilalı laflarla esas yapacaklarını perdelemek isterler. (Bütün dünya insanlarını kandırıp kendilerine köle etmek isterler.)

Onun içinde misyonerler faaliyet gösterdikleri ülkelerde kendilerini gizler ve çok temkinli hareket ederler.

Bazen bir barışsever, bazen bir yardımsever, bazen araştırmacı, bazen seyyah, bazen doktor, bazen hemşire, bazen gazeteci, bazen din adam, bazen müderris, bazen şeyh, bazen de medya mensubu yahut normal bir turist gibi karşımıza çıkabilirler.

Misyoner kendini davası uğruna bir nefer gibi görür ve her kılıkta kendine verilecek görevi yapmaya çalışır.

Şunu hiçbir zaman gözden kaçırmamalıyız ki; misyonerlerin esas hedefleri müslüman toplumları dejenere ederek, insanları yozlaştırıp iman ve ahlakı değerleri tahrip ettikten sonra dini ve milli duyguları gevşemiş olan boşluktaki insanlara çengel atarak onları dinlerinden çıkarmaktır.

(Üzülerek ifade edelim ki, bu ağlara düşen çok evlatlarımız vardır.)

Böyle manevi bir boşluk içinde olanları aldatmak ve sapıtmak misyonerler için çok çok daha kolay olur. Şu anda ülkemizde sergilenen oyun da maalesef böyledir.

Son günlerde ülkemizde misyonerlik faaliyetleri kat kat artmış tehlikeli ve korkunç bir hastalık halini almıştır.

Maalesef birçok gencimiz bu propagandaların tesirinde kalarak dinini değiştirmektedirler.

Başta devletimizin ilgili bütün birimleri, diyanet, din adamları, cemiyetler, cemaatler, vakıflar bu tehlike karşısında tabir caizse seferberlik ilan etmelidirler.

Geçmişte savaş yolu ile Osmanlı imparatorluğunu yıkamayanlar, misyonerlerin faaliyetleri ile ektikleri fitne ve fesat tohumları ile koca bir imparatorluğu çökertmişlerdi.

Hepimiz bu tarihi gerçeği acı da olsa biliyoruz.

Ülkemiz için şimdi aynı oyun bir kere daha sistemli, daha güzel kılıflarla süslenerek sergilenmek isteniyor.

Ankara'dan eski bir milletvekili, çeşitli mili ve manevi, askeri hizmetlerde bulunan, milli ve manevi değerlerimize samimi olarak bağlı olan değerli bir dostum, kendisine bir öğrencimizin attığı yazıyı bana gönderdi.

O yazıdan birkaç paragrafı buraya almak isterim. Ülkemizde misyonerlik faaliyetleri gerçekten çok artmıştır.

Devletimizin acilen tedbirler alması şarttır.

"Abla, ben Hacettepe üniversitesinde 3. Sınıf öğrencisiyim. Ve üniversiteye çok yakın bir konumda oturuyorum. Bu bölge de özellikle le son dönemde misyonerlik faaliyetleri bir hayli arttı.

Misyoner sayısı en az iki katına çıkmış durumda.

Daha önce de bu insanlara zaman zaman şahit oluyordum.

Fakat hiç kimse yanıma yanaşıp bana herhangi bir teklifte bulunmamıştı...

Fakat dün akşam okul çıkışı berbere gittim. Berberin önünde dikilirken bir bayan bir erkek yanıma yanaştı , omuzlarında çantaları vardı.

Selam verdiler.

Bayan olan çantasının içinden bir tane broşür çıkarıp bana uzattı.

Ardından benimle konuşmaya başladılar.

İsrail vatandaşı olduklarını fakat Ukrayna'da yaşadıklarını söylediler. Beni Yahuda şahitleri grubuna davet ettiler.

Eğer onlara tabi olursam, bana hem okul bitene kadar hem de okul bittikten sonra maddi manevi çok büyük destek vereceklerini...