Nasıl bu kadar çürüdük
ALİ SANDIKÇIOĞLU
Şu anda ülkemizin birçok kurumunda: köylüsünde, şehirlisinde, kadınında, erkeğinde yaşlısında, gencinde, amirinde, memurunda, işçisinde, iş vereninde, zengininde, fakirinde, hocasında, talebesinde, imamında, cemaatin de, gazetecisinde, yazarında, programcısında, hemen hemen her kademedeki insanımızda üzülerek ifade edelim ki, herkesin görüp, fark ettiği gibi çok büyük bir çürümüşlük meydana gelmiştir.
Herkesin tek bir hedefi var sadece para kazanmak veya herhangi bir yere baş olmak. Gününü gün etmek, yemek, içmek, eğlenmek, şehevi arzularını tatmin etmek.
Çok yazık ki bütün manevi, ahlaki, edebi değerler terk edilmiş herkes kendince haklı, kimse kimseyi tanımaz, saymaz, durumda.
Karşılıklı, saygı, sevgi, insanların birbirlerini anlayışla karşılama durumu, özür dileme ve af etme mefhumları ortadan kalkmış.
Birçoklarının belinde tabanca veya kesici aleti ile benim dediğim olur diye meydan okumalar. İşyerleri basmalar, kurşunlamalar, sokak ortasında insanları kadınları, ,yaşlıları dövmeler, kaçırmalar..
Yanlış yapanların kınanması, ayıplanması gerekirken ahlaksızların, rüşvetçilerin, hayasızların, edepsizlerin alkışlandığı bir dönem yaşıyoruz.
Eskiden kul hakkından, yetimin, dulun, garibin, şehit çocuklarının bir kör kuruşuna el uzatmaktan korkan bir milletin evlatları, bugün nasıl çarparım, nasıl çırparım, nasıl çalarım, nasıl rüşvetle hakkım olmayan işleri hallederim hesaplarının peşinde!
Düşünebiliyor musunuz: Millete hizmetle görevli bir kısım belediyeler nasıl baklava kutuları içinde, kapalı otel salonlarında çanta çanta rüşvetlerin verildiği alındığı yerler haline geldi
Üstelik bu rüşvetçileri vatandaşın lanetlemesi gerekirken büyük bir kısmı çok iyi, çok hayırlı bir iş yapmışlar gibi alkışlar ve destekler durumda.
Elbette ki bu çöküşü sadece maddiyatla ele alıp bir sonuç elde etmemiz mümkün değildir.
Kokuşmanın, çöküşün birçok sebepleri vardır.
Okullarımızda, birçok işyerinde, belediyelerde, fabrikalar da, bazı devlet kurum ve kuruluşlarında istenilen, arzu edilen derece de disiplin yok. Bir başıboşluk sürüp gitmekte.
Okullarımızda yıllardır milli bünyemize uygun, köklü bir eğitim yok. Sadece maddeci, insanları putlaştırıcı, ilahlaştırıcı, taklide dayalı bütün manevi değerleri inkar eden maneviyatsız, ruhsuz bir eğitim sistemi.. Neticeleri ortada. Anasını, babasını öldüren, ekran zorbalığı yapan, hocasına akıl almaz hakaret eden, giyimi kuşamı bizlere hiç benzemeyen başka, deist ve ateist bir gençlik.
Okullardaki bu ekran zorbalığının sebepleri nelerdir
Sınıfın birçok öğrencisinin hocalarına akıl almaz hakaretlerde bulunup bunları servis etmeye sebep nedir
Okullarda verdiğimiz köklü, milli ve manevi değerlere dayalı eğitim mi Yoksa kılık kıyafetleri akıl almaz, hiçbir öğretmene benzemeyene, daima vatan, millet, din, mukaddesat, ezan ve bayrak düşmanlığı yapıp yabancı hayranlığını aşılayanlar mıdır
(Gerçek öğretmenlerimizi tenzih ederim.)
Kimse yanlış anlamasın ancak gerçekten ülkemizde bin yıllık bir tarihi olan, milletimizin geçmişi ile dünü ile bugünkü eğitim sisteminin uyuşması yok. Ahlaken çok büyük bir çöküntü var.
Şu an ülkemizde eğitim yok, adalet yok, esnaflarda kanaat yok. Herkes alabildiğine zam yapabiliyor, ceza yok. Elbette sıkı kontrollerin, cezaların, (kapatma cezası dahil) olmadığı bir ülkede herkes istediğini yapar.
İster zam yapar, isterse sokak ortasında hanımları, kızları, gencecik çocukları döver. Gençler ekran zorbalığına kalkışır.
Kadın cinayetleri, kat komşularının birbirlerine eziyetleri, akıl almaz dolandırıcılıklar, soygunlar, cinayetler, başı boş hayvanlar, hâlâ koca bir devletin ve belediyelerimizin sokak köpeklerine bir çare bulamaması, gençlerin kız arkadaşlarını acımasız şekilde öldürmeleri, bazı televizyonlarda hâlâ aileyi dinamitleyen programların yayına devam etmesi, RTÜK tarafından görülmemiş olmaları , devlet eliyle başına milli kelimesini de koyarak oynatılan kumarlar, at yarışları lotolar, totolar, bahisler ve milli piyangolar bu çürümüşlüklerin sebeplerinden bazıları değil mi
Sokakta yol verme kavgasına birini de öldürürsün, birine tecavüz de edersin, hırsızlık da yaparsın, para için kendini de satarsın, rüşvet de alırsın, başkasının malına da çökersin, millete zorbalık da yaparsın...

16