Kamyon şasisinin üzerine ahşap ve metal malzeme ile inşa edilen şehirlerarası otobüslerle seyahat etmek hatırı sayılır bir ayrıcalık, hatta lükstü.
En yaygın olan çözüm: Yolun bilinen bir noktasında bekleyip, gideceğiniz istikamete müteveccih bir kamyon gelir ve sizi kasasına alırsa, ihtiyaç karşılanmış; hele müsait olur da şoför mahalline bindirirlerse, nurun ala nur olurdu.
Bu yola çıkış, çoğu zaman saatlerce bekledikten sonra gerçekleşirdi.
Bırakın asfaltı; şehirlerarası yollar, taş kırıkları üzerine kum döşenip sıkıştırılarak yapılan şose bile değildi. Tekerleklerden çıkan tozlar, tâ uzaktan görülür, böylece, bir motorlu vâsıtanın geldiği ya da gittiği bilinirdi.
Bu evsaftaki yolların birçok noktasında iki araba yan yana veyahut karşı karşıya birbirini geçemez; uygun bir yerde sağ tarafa çekilip, birinin diğerine yol vermesiyle yola devam edilirdi.
Gülek Boğazı da böyleydi.
Köroğlu Belini; Karga Sekmez Rampasını, Azap Deresini, Ak Yarma Geçidini, Bolu Dağını; Torosları, şu an adı Nur Dağı olan Gâvur Dağını; Kırk Dilimi, Kızıl Dağı, Armonik Dağını, Zigana Dağını; Bitlis Deresini, Kuzgun Kıran Geçidini ve buralardaki, şoförlere âdeta azap olan seyrüseferi o günkü hâliyle bilirim.
Ankara'ya girmek için toz toprak deryası Kepekli Rampasını aşmak bile bir meseleydi, o demde.
Yollar önce şose, sonra asfalt, ardından da çok şeritli bölünmüş yollar oldu; birçok yerde de kaymak gibi otobanlarda seyahat eder olduk.
Sakın kimse, "Şöyle olunca, şöyle oldu" demesin. Konumuz siyaset değil. Dolayısıyla, herkesin "saman çöpü" herkese...
Sadede, ifade etmek istediğimiz konuya gelelim:
O yıllarda, o yollarda bulunan harcıâlem yol boyu lokantalarında ibadet edilecek yer, seccade serilmiş bir mescit yoktu.
Müslüman yolcuların namazı vaktinde kılma hassasiyeti; namaz vaktinde mola vermeyen otobüs şoförleriyle yaşanan problemler; daha olmazsa bu yolcuların çantalarını alıp, otobüsten inmeleri, kayda geçmiş serencam.
Nur Talebelerinin namaz ve namazgâh hususunda, ısrarlı ve sürekli talepleri; Karadeniz Bölgesine çalışan burunlu 76 Scania Vabıs otobüs şoförlerinin namaz kılmak isteyenlere gösterdikleri hoşgörü, -her ne kadar merdiven altından başlasa da- bugünün dinlenme tesislerindeki mescitleri doğurdu. Bu cümleden olarak:
İstanbul'dan Ankara'ya dönerken, akşam namazını kılmak için girdiğimiz akaryakıt istasyonunda bulunan İzmit Naturel Park Dinlenme Tesisi, mescidiyle, abdest alma mahalliyle ve dahi tertemiz lavabolarıyla takdire ve teşekküre şayandı.

9