Güven kavramı, lügatta, "Birine veya bir şeye bel bağlayan kimsenin içindeki rahatlama hissi, itimat; öz güven, yüreklilik, yiğitlik; bir toplumun iş hayatına, siyasî durumuna ve benzerlerine bağlı emniyet duygusu" olarak ifade ediliyor.
Zikredilen bu üç başlığın arkasında belki üç yüz çeşit konu var.
Güven kavramı için, "toplum nizamının temel taşı" desek, sanırım mübalâğa etmiş olmayız.
Zira insanî ilişkiler başta olmak üzere, bütün sistem "güven" üzerine kurulmuş.
Vatandaşı olduğumuz ülkede sulhu, sükûnu temin ve adaletle idare edeceği hususunda devlete güvenmek ne ise; barındığın evin dış kapısının kilitli olduğundan emin olmak odur.
Yukarıda da temas edildiği üzere insan, eşine aşına, işine; bütün kurumlarıyla bel bağladığı devletine güvenmezse /güvenemezse, ruh dünyasında sekinet, rahatlama hissi olur mu
İki insan birbirine güvenirse, eş olur. Alan satan birbirine güvenirse, iş olur. Kurumlar; üsttekiler, alttakiler; çalışan, çalıştıran birbirine güvenirse sistem işler, çark döner.
Aksi hâlde, "acaba" düşüncesi zihni tavattun eder ve gece gündüz asabını tırmalar.
Güven, bir kişiye, duruma veya kuruma karşı korku, kuşku ve çekince duymaksızın inanma ve bağlanma duygusu olmalıdır.
Diyaneten de siyaseten de bu, böyle.
Peygamber Efendimiz (asm), "(iyi) Müslüman, dilinden ve elinden Müslümanların emin (güvende) olduğu kişidir"1 buyuruyor.
Küçük-büyük her konuda, illâ ki, güven!
Meseleye mefhûm-u muhâlifi (zıt anlamı) açısından bakacak olursak, işin yönü değişir; başımıza çok gaileler açabilir.
Bu defa karşımıza huzur, sükûn, rahatlık unsuru olan "güven" değil; endişeler yumağı ve sorular silsilesi olan "güvensizlik" hâli çıkar.
Uzmanlar, güven faktörünü, toplumları bir arada tutan sosyal çimento; güvensizliği ise, bu çimentonun çözülmesi ve yalnızlaşmanın artması olarak değerlendiriyorlar.
İlişkilerde aşırı kontrolcülük; karşı tarafın niyetini ve sözlerini sorgulama; diğer insanların tutum ve davranışlarından daima şüphe etme güvensizlik duygusunun dışa vuruş hâlidir.
Dışa vuruş ise; kişinin içinde biriktirdiği güvensizliği, bazen farkında olmadan yaşadığı stres, travma, heyecan ve endişe gibi duyguları konuşarak, ağlayarak, yazarak veya beden diliyle dışa aktarmasıdır.

18