İnsanın moralini alt üst eden borçluluk duygusu ne zor şey!
Satın alınan bir malın ya da bir hizmetin karşılığı olan bedeli ödemek, alıcının boynunun borcu. Bunu, ya peşinen öder, kurtulur veya belirlenen şartlar çerçevesinde vadeli olarak öder.
Ama öder.
Ödenmemiş borç, kişinin korkusu. Diğer bir deyişle, yürek çarpıntısı!
Kişi, ola ki, aldığı bir malın taksitini geciktirecek olsa; o mağazanın önünden geçemez olur, mağaza sahibiyle karşılaşır da mahcup olurum endişesiyle.
"Borçlu, borcundan dolayı ölmez, ama benzi sararır" diyen, ne güzel demiş.
Esasen, üç kuruşluk dünya metaı yüzünden çekilen ve hayatın tadını tuzunu kaçıran bu korku, yüreklere bâr olur.
İşin maddî yönü, böyle!
Mükellef olup, muktedir olamadığımız ya da ihmallerimiz neticesinde içine düştüğümüz manevî borçlarımız ne olacak
Maddî borcu, dolayısıyla alacaklısı karşısında rengi sararan kimsenin ibadet borcu, kul hakkı, göz hakkı, komşu hakkı, ana baba hukuku; harama tevessül gibi birçok eksik-gedik ve problemli davranışlarla ortaya çıkan borç-alacak hesaplaşması karşısında hâlimiz ne olacak
abalama, bu konuda olmalı.
"Korkunun ecele faydası yok" atasözüyle, "İnsan, korkmakla başına gelecekleri önleyemez" denmektedir. Bundan alınacak ders; korkuya, endişeye sevk eden ve külfet getiren hatalardan, yanlışlardan uzak durmak gerektiğidir. ünkü:
Ahirette, mağazanın önünden geçmek yok. Tut ki, ondan kurtulduk.
Ama sırattan geçmek var. Mülk Sahibi, başında!

4