Yazar, nişanlı çiftlerin evlenmeden önce fiziksel yakınlık sınırlarını aşmasının evlilik başarısını tehlikeye attığını savunuyor. Bu uyarıyı, gözlemlenen evliliklerin başarısızlığından hareketle öne sürüyor ve çözüm olarak dinî ve ahlakî kurallara uygun davranışı öneriyor. Ancak gençlerin duyguları ve çağın değerlerine karşı bu geleneksel taleplerin ne kadar uygulanabilir olduğu sorgulanabilir mi?
Her ebeveynin en büyük arzusu, bir şekilde, evlâdına güzel bir yuva kurmak. Tabiî, burada kastedilen güzellik, kişilerin fizikî güzelliğinden çok, arzulanan yuvanın yapısındaki, yapılışındaki güzellik.
Bunun için ne zahmetler çekilir ne paralar ekilir ne diller dökülür...
Hayırlı olması dilenen bu teşebbüsün adı, "nişan"dır.
Nişan, âdetimizde, evliliğe ön hazırlık mahiyetinde yapılan merasimle durumu eşe, dosta ilândır. Diğer yönüyle iz, işaret, belirleme manasına da gelir, nişan. Hatta askerî literatürde nişan, bir hedefi gözüne kestirme, o nesneye kilitlenme demektir.
Ebeveyn, kızına ya da oğluna uygun bulduğu birini belirler ve evlâdının fikrine sunar veyahut onlar birbirlerini belirlerler -ki bazen böyle oluyor- ve daha sonra ebeveyni bilgilendirirler.
Göz görür, gönül akar.
İnisiyatif birincide ana-babadayken, ikinci şıkta, ana-baba tasdik makamında yer alır. "Eh, ne yapalım" derler, "madem çocuklar istemişler" diyerek kalkar, yola düşerler. "Nasıl olmuş"una, "nasıl bulmuş"una; işin şer'î tarafına bakacak pek de zaman kalmamıştır, bu durumda.
Eş-dost ile merasim yapılır, yüzükler takılır. Fakat, ardı sıra, arka plânda bir ince sızı belirir!
Taraflardan bir taraf, "Efendim, çocukları nişanladık; bundan böyle birbirleriyle görüşeceklerine göre, gelin, dinî nikâhlarını yapalım da birbirlerine nâmahrem olmasınlar" der.
İyi de görüşmede ölçü, ne
oğu zaman erkek tarafından gelen "dinî nikâhlarını kıyalım" talebine, kız tarafı, "Ya yeni akrabamız yanlış anlarsa ya hoş karşılanmazsa!" endişesiyle karşı koymayıp / koyamayıp, bir hocanın huzurunda "aldık-verdik" denilir; iş, böyle bitirilir. Esasında, iş bitmez; bilakis, o anda başlar hayat yolculuğu.
Gençler güvenilir, niyetler de sâfî ise, doğru yolda, yollarına revan olurlar. Yok his, heves ağır basıyorsa, işin akıbeti nicedir

7