Meddah

Arapça "medh" kökünden gelen meddah, sözlükte "metheden, çok öven" manasına geliyor.

eşitli taklitlerin yer aldığı hikâyeler anlatarak halkı eğlendiren meddahlar, Osmanlılar 'da "kıssahan, şehnâmehan" adıyla da anılmışlardır.

Halkı eğlendirmek maksadıyla, çeşitli insan tiplerini, lehçelerini taklit ederek gülünç tavırlar sergileyen meddahlar, bu maharetlerini vüzera, vükelâ meclislerinde hatta saraylarda icra eder, anlattıkları komik hikâyeler ile zevatı neşelendirir, eğlendirirlermiş.

Zaman içinde dinî konulardan, ahlâkî mevzulardan uzaklaşan meddahlar, dinleyicilerin ilgisini daha fazla çekebilmek için anlattıkları kıssalarda geçen çeşitli hayvanlarla canlıların ses ve hareketlerini taklit etmeye başlamışlar.

Kaynaklarda, Selçuklu hükümdarlarının saraylarında meddahlar bulunduğu; Osmanlı hanedanlarının bu ananeyi Selçuklulardan aldığı ifade edilmektedir.

Yıldırım Bayezid döneminde Kör Hasan, Kastamonulu Hacı Sâdî; ll. Murad devrinde Bursalı Hacı Kıssahan; Fatih Sultan Mehmed'in sarayında ise Balaban Lal, Ömer ve Mustafa adlı meddahların / kıssahanların bulunduğu ifade edilmektedir.

Öyle ki: Kadıların su-i istimaline kızıp, hepsinin birden idamını emreden Yıldırım Bayezid'i Kör Hasan adındaki Arap asıllı meddahın, "Kadıların yerine Bizans'tan keşiş getirelim" sözüyle güldürdüğü; bunun üzerine, öfkesi yatışan Yıldırım Bayezid'in kadıları affettiği kayıtlara geçmiştir.

Bu, bu kimselerin tarih boyunca hep var olduklarını; kendilerine, bir şekilde bir yer buldukları görülmektedir.

Evliya elebi bu sanatı "mukallitlik" olarak tarif ediyor ve kendi devrinde arıkçı Oğlu Süleyman, Şebek elebi, Ablak elebi gibi birçok tanınmış meddahların bulunduğunu ifade ettikten sonra şöyle diyor:

"Meddahlar, Allah'ın yarattığı ne kadar haşarat ve hayvanat varsa hepsini sadalariyle taklit ederlerdi. Bir devenin kükreyerek başka develere hücumunu taklit etse, gerçek sanılırdı."

Vaktiyle, 1700-1800 yıllarının İstanbul'unda, Fatih ilçesi civarındaki Şehzadebaşı semtinde icra edilen Direklerarası eğlencelerinde musikî fasılları, Karagöz oyunları ve meddahların taklitleri ve anlattıkları gülünç hikâyeler halkın gözde eğlencesiydi.