Erkekler emir ve iradede daha kabiliyetli yaratılırken, kadınlara da şefkat ve annelik gibi hususlarda üstünlük verilmiştir.
Bu özelliklerine göre, aile yuvası içinde erkek ve kadından her biri, kendine verilmiş olan kabiliyetlere uygun görevler üstlenirler.
Erkek, ailenin geçimini, idaresini, himayesini üzerine alırken; "Erkek getirir, kadın yetirir" deyiminde olduğu gibi, kadın da evinin iç idaresini ve kendisine ihsan edilmiş emsalsiz şefkat duygusuyla, çocuklarının bakımını ve terbiyesini yürütür.
ünkü, "İnsanın en birinci üstadı ve tesirli muallimi [öğretmeni], onun validesidir"10 veciz sözü, yavrusuna canından can katan şefkat kahramanı kadını "annelik" vasfıyla taçlandırmaktadır.
Dünya meveddet, yani sevgi üzerine kurulu.
İnsanlar birbirini çok sevmeli, insan oldukları için.
Mü'minler birbirini çok sevmeli, aynı Ma'bud'un âbidi oldukları için.
Eşler birbirini çok sevmeli. Hem dünya hem ahiret yolunda yoldaş, çocuklarına anne baba oldukları için birbirlerini çok sevmeli, çok sevmeli... Melekler de sevinmeli, sevdiğiniz için birbirinizi.
"Kadın erkeğin gelincik çiçeğidir"11 sözüne bir misal:
Medine'deki komşularından bir İranlı, akşam yemeği olarak hazırladığı özel bir çorbayı kendisiyle paylaşması için Hz. Peygamberi (asm) davet eder. O, Hz. Aişeyi kastederek "Hanım da beraber mi" diye sorar. İranlı istemez. Peygamberimiz de (asm) davete katılmaz.
İranlı birkaç gün aralıklarla, üçüncü defa davetini tekrarlar. Peygamberimiz (asm) ise hâlâ aynı noktadadır. "Hanım da ..." der.
İranlı bu defa kabul eder.
Davete katılıp, çorbayı Hz. Aişe ile beraber içerler12
Sevmek, sahiplenmek işte, bu.

11