Eğitim bekliyoruz, emniyet bekliyoruz; iş bekliyoruz aş bekliyoruz. Dahası terbiye, adab-ı muaşerete ve hakka hukuka riayet bekliyoruz.
Ne kadar hak ediyoruz bilemiyorum, ama bekliyoruz.
İyi de, senin vermediğini başkasından beklemek, bir garabet değil mi
ocuk terbiyesi evde başlar, filizlenir; eğitimle olgunlaşır, toplum hayatında da meyveye durur.
"Meyve veren ağacın taşlayanı çok olur."
Varsın olsun.
Yeter ki, meyve olsun, cana şifa olacak.
Terbiyede ilk adım, ilk eğitim baba ocağında, ana kucağında başlar; semeresi, her tarafa dağılır. Sonuç, arzulanan sonuç ise, deva olur cemiyetin derdine.
Yeri geldikçe naklettiğimiz, Bediüzzaman'ın, "İnsanın en birinci üstadı ve tesirli muallimi, onun validesidir"1 tespiti, meselenin künhünü açık bir dille ifade etmektedir.
Anadan alınan terbiye, anasından terbiye alanlar nezdinde hâle, hâle çevresine yayılır:
ocuk, çocuğu eğiten öğretmen, öğretmenin yetiştirdiği gençler, gençlere görev verenler; kanunlar, kanun koyucular, konulan kanunu uygulayanlar, uygulanan kanunu denetleyenler, denetleyenleri denetleyenler ilâ ahir...
Mütedahil, yani iç içe halkalar veya daireler mesabesindeki sistem doğru işlerse çocuklar, çocukları vurmaz, kırmaz; yürek acıtıcı vukuatlar yaşanmaz. Yeter ki temel sağlam, imanlar da kavi ola.
Bu cümlenin açılımı şu:
Risale-i Nur'da, "Bir çocuk, küçüklüğünde kuvvetli bir ders-i imanî alamazsa, sonra pek zor ve müşkül bir tarzda İslamiyet ve imanın erkanlarını ruhuna alabilir. Adeta gayr-ı müslim birisinin İslâmiyet'i kabul etmek derecesinde zor oluyor, yabanî düşer"2 denildikten sonra, arıza teşhis ediliyor: ocuk, "Bilhassa, peder ve validesini dindar görmezse ve yalnız dünyevî fenlerle zihni terbiye olsa, daha ziyade yabanîlik verir."3
"Temel sağlam, imanı da kavi ola" cümlemizle nazara vermek istediğim hakikat işte, bu.
Bazı evde çocuklar ha var, ha yok.
Ya televizyon başında ya telefon aşkında gününü gün eden çocuklar var da çocukların dünyasında, ana baba yok!
Gönlü bezgin, ruhu yorgun insanlar ile çocukları aynı çatı altında, aynı oda içinde. Öyle de ilgileri, birbirinin fersah fersah dışında. Maalesef birçok birey, bu hâl üzere bir hayatın insanı.
ocuk yetiştirmek yedirip içirmekten, giydirip kuşatmaktan ibaret değil. Onlara doğruları, doğru yaşayarak; örnek olmak, rehber olarak öğretmek gerekir.

9