İnsanın yaratılıştan gelen hususiyetleri ile Kur'ân-ı Kerîm ve Sünnet-i Şerif'te sınırları çizilen kuralların hayata geçirilmesiyle kazanılan iyi ve güzel davranışların bütünü; insanın iyi veya kötü olarak vasıflandırılmasına yol açan manevî nitelikleri, huyları ve bunların etkisiyle ortaya koyduğu iradeli davranışlar huy, karakter, mizaç, tabiat sıfatıyla ifade edilen ahlâktır.
Genelde iyi huylar ahlâk-ı hamide; kötü huylar ise, ahlâk-ı zemîme diye nitelenir.
Güzel ahlâk, bir insanın fıtratı veya eğitimle kazandığı iyi huylar, erdemli davranışlar ve kötü alışkanlıklardan arınmış ruh hâlidir.
"Ben, ancak güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildim1 hadis-i şerifi, güzel ahlâkın, İslâm kültüründe imanın kemale ermesinin temelini teşkil ettiğini nazara vermektedir.
Buna göre, dünya nizamı ahlâk üzerine inşa edilmiş dense, herhâlde mübalağa edilmiş olmaz.
"Güzel gören, güzel düşünür"2 veciz sözünden hareketle, ahlâkı güzel olan kimse güzel düşünür, güzel davranışlar sergiler; güzel işler yapar, güzel eserler vücuda getirir. İşinde, ticaretinde, üretiminde; çevre ilişkilerinde güzel olanı tercih eder.
"Herkesçe beğenilen asıl güzellik (ise), ahlâk güzelliğidir; çünkü ahlâkı güzel insan her yaşta (her cihette) güzeldir."3
Ahlâk sahibi bir kimse hiç kimsenin hakkına, hukukuna el uzatmaz; devletin kasasına anahtar uydurmaz. ünkü, Allah'tan korkar.
Mefhum-u muhalifiyle, ahlâkı güzel olmayan insan, elinden, dilinden güzel bir şey çıkmadığı gibi; cemiyete bâr olur. Onun ne işinde ne aşında ne de bakışında hayır olur.
Zira ahlâksızlık, nefsanî davranış gubarını akla getirdiği gibi; çevre ilişkileri, üretim standartları, çalışan hakları, beytülmal ve pek çok şey hakkında sergilenen duygusuzluğu, duyarsızlığı ve bunlarla alâkalı su-i istimalleri; yani görevi, yetkiyi, hakkı hukuku veya birine duyulan güveni ve iyi niyeti kötüye kullanma manasına da gelmektedir.
Güzel ahlâk, "ahlâk-ı hamide" yani "övülmeye değer, güzel ve iyi huylar"; bunun tam zıddı olarak, bir kimsenin kötü veya çirkin niteliğiyle anılıp, yerilmeye, kınanmaya lâyık ahlâkı da "ahlâk-ı zemime" olarak ifade edilen bir terimdir.
Allah insanın nefsine fücuru da takvasını da ilham etmiş, yani iyilik de kötülük de yapmaya yatkın bir kabiliyet ve istidatla yaratmıştır.4
"Ahlâk dinin kabıdır"5 buyuran Efendimiz (asm); Muaz bin Cebel'in (ra) naklettiği bir başka hadis-i şeriflerinde, "Güzel ahlâka sarıl. ünkü insanların ahlâk bakımından en güzel olanı dince de en güzel olanıdır"6 diyor. İslâm ahlâkının kaynağı, Kur'ân ve sünnettir.

10