Yazar, son dönemde yaşanan okul saldırılarını değerler ve din eğitiminin eksikliğine bağlamakta, marksist öğretmen sendikalarını hedef almaktadır. Bu iddiasını, dini bilincin suçu önlemede seküler eğitimden daha etkili olacağı savıyla desteklemektedir. Ancak dini eğitim alan kişilerin de suç işlemesinin mümkün olduğunu kabul ederken, neden bunun bir çözüm olacağını güvenle söyleyebiliyor?
Birisinde 19 yaşındaki genç. Diğerinde 14 yaşındaki çocuk..
Ellerinde silah ile okulda işledikleri suçun, acaba gerçekten farkında mıydılar
Kendileri de öldü..
Belki de gerçeğe ulaşamayacağız.
Daha Şanlıurfa'daki olayın arkasında yatan sebep çözülmemiş iken..
Ki okulda 16 kişinin yaralanmasına yol açacak bir saldırının, tabii ki haklı bir sebebi olamaz..
Bir de ölümlerin yaşandığı ikinci olay ile şok olduk...
Okullarda eğitimin amacının ne olması, ne olmaması gerektiğini yazıyor, söylüyoruz..
Bilgi küpü olma değil, değerlere sahip bir gençlik yetiştirmenin peşinde olmamız gerektiğini yazıyor, söylüyoruz..
Ama bir grup marksist öğretmenin buluştuğu sendikalar da, inadına "Değerler eğitimi olmasın. Ahlak dersi olmasın. Din dersi zorunlu olmasın" diye, gençliği bambaşka bir mecraya sürüklemenin peşinde koşuyorlar..
Tabii ki "değerler eğitimi verildiğinde tüm olaylar sıfırlanır" demek mümkün değil.
Ama çok daha asgari oranda bu tür olayların yaşanacağı da bir gerçek..
"Bana bir harf öğretenin, 40 yıl kölesi olurum" sözünün sahibi Hz. Ali'yi genç nesile öğretmemizin toplumumuza ne zararı olabilir ki
"Dini kavramlar üzerinden öğrencilere ders vermek boş işler.. Bunlarla oyalanmak, boş vakit harcamaları" diyen ateist sendikalar, alternatif olarak bize neyi öneriyorlar
Eminim ki, her iki saldırı için de, ateist öğretmen sendikalarının ilk araştırdıkları husus, "Acaba saldırgan öğrencilerin, dini yapılarla bir ilgileri var mı" sorusudur..
Şanlıurfa'daki saldırı için, ilk aşamalarda yalan-yanlış bazı isnatlarda da bulundular..
Ama sonunu getiremediler..
Dini yapılar içindeki öğrenciler de, psikolojik rahatsızlık geçirebilir, içlerinden suça meyilli insanlar da çıkabilir..
"Dini değerleri hakkıyla öğrettiğimiz öğrencilerde suç oranı sıfırdır" diyecek, böyle iddialı bir cümle kuracak, tabii ki değiliz..
Ama oranlama yaptığımızda..
Dini kavramların öğretildiği takdirde, suç işlemede bir olumsuz etkisi olmayacağı, tam aksine büyük oranda suç işlemeleri önleyeceğini rahatlıkla söyleyebiliriz..
O zaman, niye din dersi kaldırılsın" deniliyor
"Değerler eğitimi verilmesin" deniliyor
Ateist arkadaşlar, bilimsel eğitim ile çocukları suçtan koruyacaklarını iddia ediyorlarsa..
Bizler bilimsel eğitime karşı değiliz ki..
Bilimsel eğitimi de verelim.
Biz inanarak. Onlar velev ki inanmayarak. Bir de dini terbiyeyi öğrencilerimize hakkıylavermiş olsak..
Bir insanın canına kıymanın ahirette çok büyük bir cezası olacağını çocuklarımıza öğretsek, bu öğretmenin bize, topluma, karşımızdaki insanlara ne zararı olabilir ki.
Bilimsel eğitimimizi de verelim.. Polisiye tedbirlerimizi de yine alalım..
Bunlara ilaveten, bir de "İnsanları öldürmek, onlara saldırıp yaralamak dinimizde de yasaktır" bilincini bilimsel eğitime ilaveten versek, bunun kime ne zararı olabilir ki
Bu konuyu bile iç siyaset malzemesi yapanlar, nasıl bir mantığa sahipler, nasıl bir akıla sahipler, şaşmamak elde değil..
CHP iktidarda olsa idi, bu cinayetler işlenmeyecek miydi
Veya..
Ümraniye'deki ölümlü saldırıyı da saydığımızda, "iki ayda okullara yönelik 3 olay yaşanmış iken, CHP iktidarda olsa, sadece bir saldırı olabilirdi" garantisini bize kim verebilir..
Bir başkası, "CHP iktidarda olsaydı, ateist kafaların elindeki okullarda, çok daha fazla benzeri olaylar yaşanabilirdi" itirazında bulunursa, kim mantıklı bir cevapla, bunun yanlışlığını bize anlatabilir
"İnsanların en hayırlısı, insanlara en fazla faydalı olandır" hadis-i şerifini çocuklarımıza öğretmemizin, toplumumuza ne zararı olabilir
Bu bilinçte yetiştireceğimiz çocuklarımız, başkalarına faydalı olmak için çırpınırken, o hedef için çalışırken, başkalarına saldırmayı, nasıl akıllarına getirebilir, nasıl böyle bir yanlışa imza atabilirler
Her iki ilimizdeki saldırının da arkasında nelerin yattığını, emniyet, istihbarat ve eğitimcilerimiz iyiniyetle, ve ideolojik saplantılardan uzak şekilde tartışmalı ve (Allah korusun) başka olayların yaşanmaması için, hangi tedbirlerin alınması gerektiğini ortak akılla belirlemelidirler..
Son günlerde TBMM'de görüşülmesi beklenen sosyal medyada hesap açabilmek için 15 yaş sınırı kuralını, iç siyaset malzemesi yaparak, "Özgürlükler kısıtlanıyor" propagandası yapmaya, kimse teşebbüs etmemelidir..
Hatırlayınız.
Bu ülkede, küresel sosyal medya platformlarının temsilcileri bile yoktu.
Milyon dolarlar kazanıyorlardı..
Her türlü kullanımları serbest idi. Para kazanmaları serbest idi, ama herhangi bir sorumluluk sözkonusu olduğunda, Türkiye'yi muhatap bile almıyorlardı..
Türkiye'de birer temsilci bulundurma zorunluluğu getirilmek istendiğinde, bu ülkede milliyetçilik iddiasındaki İyi Parti bile sokaklara çıkıp, gazetelere demeçler verip, televizyonlarda açık oturumlara katılıp karşı çıkmışlardı..

6