Hanedanlığı yıkan yiğit, "Saltanatın istihlası görevimiz" demiş..

CHP'li muhalifler dua edilmesini eleştiriyor ama Mustafa Kemal 'saltanatın kurtarılması'nı hayati görev saymıştı: Bu tutarsızlık basit bir riyakarlık mı, yoksa tarihsel bağlamın unutulması mı?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, Cumhuriyet gazetesi gibi medya kuruluşlarını dua kültürü konusunda riyakar olmakla suçluyor; çünkü Mustafa Kemal'in kendi genelgesinde dua etmeyi devlet işinin merkezine koyduğunu hatırlatıyor. Mehter marşlarına sırt çeviren CHP yöneticilerini eleştirerek, muhaliflerin Batı kültürüne açık olup kendi geleneğe saygısız davrandığını iddia ediyor. Ancak yazar, Mustafa Kemal'in siyasi eylemleri ile dini ritual arasındaki farkı kuramsallaştırmadan eleştiriye neden olduğunu görmüyor: dua ve saltanatın kurtuluşu arasında gerçekten bir çelişki var mıdır?

Hele hele..

Bu saygısızların şovuna katılan binlerce insan var ki..

Hemen tamamının CHP'li olduğundan hiç şüphe etmediğim binlerce insanı anlamak, hiç mümkün değil..

Ama riyakarlıklar, her yere yerleşmiş..

Daha iki gün önce, "Okulda dua" diye başlık atan Cumhuriyet gazetesi..

"İşimiz duaya kalmış" diye başlık atan Sözcü gazetesi..

Dünkü nüshalarında, internet sitelerinde, Mustafa Kemal'in, meclisin açılışı sırasında ve Uşak'ı ziyareti sırasında ellerini açarak yaptığı duanın fotoğraflarını yayımlıyorlardı.

Öğrencilerimizin ve bir öğretmenimizin hayatlarını kaybettiği bir katliam sonrasında, okuldaki öğrencileri hatta öğretmenlerimizi motive etmek için, acılarını dindirmek için edilen bir duayı eleştiren, hatta "İşimiz duaya kalmış" diye ahlaksızca başlıklar atan gazeteler, Kurtuluş Savaşı'nda yayınlanan gazetelerde görev yapıyor olsalardı, büyük ihtimalle Mustafa Kemal'in dua ederken çekilmiş fotoğrafa da, "İşimiz duaya kalmış" başlığı atarlardı..

Yoksa, Mustafa Kemal için dua bir hak. Hatta istismar aracı..

Ama, acılarını dindirmemiz gereken insanların dua etmesi, kınanacak bir davranış mı

Riyakarlık, yalancılık, gerçekleri tahrif etmek, iliklerimize işlenmiş..

Dün Sözcü gazetesinin manşeti, "Bir yiğit çıktı, hanedanlığı yıktı" şeklinde idi.

Hanedanlığın/saltanatın sonlandırılmasına benim itirazım yok.

Ama Sözcü gazetesinin "Bir yiğit çıktı, hanedanlığı yıktı" başlığına itirazım var..

Durun Kemalistler..

Hemen itiraz etmeyin..

Size somut bir belge sunacağım.

Bazılarınız biliyor olabilir.

Ama büyük çoğunluğunuzun, hiç araştırmadığı, okumadığı, bilmek de istemediği bir gerçekle yüzleşmenizi sağlayacağım...

Tam da Sözcü gazetesinin, "Bir yiğit çıktı, hanedanlığı yıktı" başlığını atmasının sebebi olan 23 Nisan Büyük Millet Meclisi'nin açılış tarihindeki, Mustafa Kemal imzalı genelgeden aktarayım..

Bakalım, Mustafa Kemal, yıldönümünde olduğumuz 23 Nisan 1920'deki Büyük Millet Meclisi'nin açılışı hazırlıklarında yayınladığı genelgede ne demiş

"Vatanın istiklali, maka-ı refi'-i Hilafet ve Saltanat'ın istihlası gibi en mühim ve hayatî vezaifi ifa edecek olan Büyük Millet Meclisi'nin yevm-i küşadını Cuma'ya tesadüf ettirmekle yevm-i mezkurun mebrûkiyetinden istifade ve kable'l-küşad bilumum mebûsîn-i kiram hazeratıyla Hacı Bayram-ı Veli Cami-i Şerifi'nde Cuma Namazı eda olunarak Envar-ı Kur'an ve Salavat'tan istifâza olunacaktır. Ba'de's-salât lihye-i saadet ve sancak-ı şerifi hâmilen daire-i mahsusaya gidilecektir."

Yeni nesil Kemalistler, hemen itiraz edip, "Baksana saltanatın istihlası diyor.." şeklinde, cehaletlerini cesaretle örtme girişimine kalkışabilirler..

İstihlas kelimesinin anlamını bilmeden, "İstihlas, olsa olsa kaldırma anlamını taşımaktadır" tahmininde bulunarak, bizi mahcup edeceklerini sanabilirler..

İstihlas; kurtuluş anlamına gelmektedir, muhterem Kemalistler..

Cümlenin tamamını, bugün daha rahat anlayabileceğimiz şekli ile sizlere aktarayım.

Altında Mustafa Kemal'in imzası olduğunu hatırlatarak, Büyük Millet Meclisi'nin açılmasından hemen iki gün önce yayınlanan bir genelge olduğunu belirterek, hatta "saltanatın kurtarılması ifadesine hiç de gerek yoktu" çekincemi de şerh düşerek o cümleyi vereyim:

"Vatanın istiklâli, yüce Hilâfet ve Saltanat makamının kurtarılması gibi en önemli ve hayati görevleri yapacak olan Büyük Millet Meclisi'nin açılış gününü cumaya rastlatmakla, o günün kutsallığından yararlanılacak ve bütün sayın milletvekilleriyle Hacı Bayram Velî Câmi-i Şerifinde cuma namazı kılınarak Kur'an'ın ve namazın nurlarından da feyz alınacaktır. Namazdan sonra, Sakal-ı Şerif ve Sancâk-ı Şerif alınarak Meclisin toplanacağı yere gidilecektir. Meclise girmeden önce bir dua okunarak kurbanlar kesilecektir. (..) Mustafa Kemal."