Çocuklar ölüyor; ne pastasından bahsediyorsun, Davutoğlu

Davutoğlu'nun 'pasta' metaforu İran'da çocuklar ölürken, vicdansızlık mı stratejik gerçekçilik mi?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, Ahmet Davutoğlu'nun yeni düzen ve 'pasta paylaşımı' söylemini eleştirerek, Türkiye'nin İran politikasının aslında ideolojik değil çıkar temelli olduğunu savunur. Erdoğan yönetiminin Suriye'de Esed'i devirerken İran'a destek vermesini tutarlı bir çizgi olarak gösterir. Ancak siyasi duruşun vicdani değer taşıdığı iddiası, hangi şartlarda kayboluyor?

Bu noktada İslam dünyasının bu tehditlere yekvücut bir şekilde cevap veremediği konusunda hemfikiriz.

Trump'ın, genelde yaratıcı anlamında "god" kelimesini kullandığı halde, hatta aynı açıklamasında bir yerde İngilizce olarak bu kelimeyi tercih ettiği halde, bir başka yerde "Allah" lafzını kullanmasını ben "alay" olarak değerlendirmiyorum, "sizin kavramlarınızla konuşayım" şeklinde, İran yönetimine bir jest yapmak istediğini tahmin ediyorum ama.

Sayın Davutoğlu'na, bu noktada yüksek sesle bir itirazda bulunmanın da bir faydası olacağını düşünmüyorum.

"Herkes bütün dikkatini İran'a çevirmişken Lübnan'da bir vahşet yaşanıyor. Ve Filistin'de idam yasası... Bize idamın kalkmasını çağdaş hukukun esası olarak söyleyen Avrupalılara sesleniyorum; neredesiniz" itirazında da Sayın Davutoğlu'nun yerden göğe kadar haklı olduğunu belirtiyorum.

Peki, Sayın Davutoğlu'nun bundan sonraki cümlelerine ne diyeceğiz

Nasıl savunabileceğiz

Kendisi şu sözlerini nasıl bir Müslüman olarak savunabilecek

"Şimdi yeni bir düzen kurulursa kimse Türkiye'yi bu savaşta tarafsız kaldın diye ödüllendirmez. Kim alanda varsa pastayı onlar toplar."

Ne yeni düzeninden bahsediyorsun Davutoğlu

Amerika'nın olmadığı, İsrail'in haddinin bildirildiği, gücü yetenin istediğini yaptığı bir düzenin son bulduğu bir sistemden bahsediyorsan.

Orada zaten kimseye ödül vermemize de gerek yok, pasta peşinde koşmaya da gerek yok.

Ama Amerika'nın daha da güçlendiği, daha da hoyratlaştığı, daha da teröristçe saldırılara cesaretlendiği bir düzen dünyaya hakim olursa.

O dünyada siz pasta yiyerek sadece cehenneme odun taşıyacağınızın farkında değil misiniz

Amerika Birleşik Devletleri'nin Irak'a, kimyasal silahları var iddiasıyla saldırısında, Saddam'ın zaman zaman kendi halkına yönelik yaptığı katliamları kendisine bahane ederek, dönemin cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın, "ABD ile birlikte hareket ederek, bir koyup üç alacağız" söylemi ne kadar yanlış bir bakış açısı ise, bugün İran'da çocuklar öldürülürken, dini lider terörist bir saldırıda şehit edilirken, İranlı komutanlar eşleri ile çocuklarıyla katledilirken, pastadan bahsetmek boşverin yanlış bir bakış açısı nitelemesini, apaçık bir vicdansızlık değil midir

Amerika'nın, İran'ın petrolüne çökme niyetinin bir başka versiyonu da, "kim alanda varsa, pastayı onlar toplar" söylemi değil midir

Siz bu söylemi dillendiririrken aynı zamanda Filistin halkının haklarını da koruduğunuzu nasıl iddia edebilirsiniz

İnsanlar ölürken, "pastadan ne kadar pay alacağını" planlayanlar, aslında o insanları öldürenler kadar cinayetlerden sorumlu değil midir

"Sahada olalım" eyvallah..

Ama sahada olmadığımızı kim söylüyor ki..

Suriye'de, YPG terör devleti kuruluşunun tasfiyesi sürecinde Suriye'de yaşanılanları, içinde Türkiye'nin etkisini zikretmeyen cümlelerle izah edenlere, o tarihte Amerikan başkanının verdiği cevap hazırlanmalıdır.

"Herkes Suriye'de neler oluyor, bu işin arkasında kim var diye merak ediyor, ben biliyorum." diyerek cümlesine başlayan ve YPG'nin tasfiye sürecinde Türkiye'nin sahadaki varlığını kabul eden Trump'ın hatırlatmalarının muhataplarından, küçücük kibir dolu bir açıklama eklemesi gelmiş miydi

Sahadaydık ama, bunu kibir içerisinde, "biz yaptık" söylemiyle dillendirmekten kaçındık.

Netice odaklı değil, propaganda odaklı bir söylem geliştirip; Türkiye'nin gücünü tekrar tekrar ifade edip, kısır tartışmalara zemin hazırlamadık.

Sadece Amerikan başkanı değil bütün dünya, Türkiye'nin Suriye'deki başarısını kabul etti.

Milyonlarca Suriyeli göçmeni Türkiye'de ağırlayan ve bu uğurda girdiği seçimleri kaybetme riski taşımasına rağmen Ensâr-Muhacir ilişkisinden asla taviz vermeyen Tayyip Erdoğan, ne kendi adına, ne de Türkiye adına, "pasta" peşinde dün de koşmuyordu, bugün de koşmuyor.

2018 seçimlerini hatırlayın, hatta 2023 seçimleri öncesinde Zafer Partisi başta olmak üzere, ırkçı söylemlere rağmen Tayyip Erdoğan İslami duruşundan küçücük bir taviz vermiş miydi

Ahmet Davutoğlu'nun cumhurbaşkanı adayı olarak gösterdiği Kemal Kılıçdaroğlu, 2023 cumhurbaşkanlığı seçiminde, seçildiği gün Suriyeli göçmenleri sınır dışı edeceğini açıklamamış mıydı.