Şeytanlar şeytanlarla, biz bizimle olalım

Böyle deriz, bunu dileriz, şeytansız yaşamayı arzu ederiz. Ne ki. Bu bizim elimizdeki bir durum değildir. Bizi aşan, bizi de dairesine dahil eden çarklar bulunuyor. Hakikat'imizin dışında başka gerçeklerdir bunlar. Bizimle savaş hâlindedir. Kimi zaman barışır gibi görünür, kimi zaman babacan, kimi zaman asıl yüzünü göstermeden maskeli gibi durur. Bu kimi zamanlar onların ön yüzleridir. Gerçek yüzleri ise maskenin ardında, perdenin gerisinde, duvarın ötesindedir.

Biz bu yazının başına otururken bir niyetimizi sözlü olarak dışa vurduk. Bunu sadece kendimizle sınırlı tutmadan, bireyden bireye ve topluma doğru yayılsın diledik, diliyoruz. Bunu yıllardır yapıyoruz, kendimizi bildik bileli. Amacımıza ulaştık mı, niyetimiz karşılığını buldu mu

Dualarımız niyetlerimizdir. Niyetlerimiz yönümüzü gösterir, yönümüz gideceğimiz ve varacağımız son Hakikat yurdudur.

Okurlarımızın, etrafımızdakilerin bir çetelesini tutmuş değiliz. Tutacak da değil. Amacımız doğru bildiğimiz medeniyet tohumlarını toprağa, havaya saçmak. Onlar toprakla buluştuğu andan itibaren bitkiler gibi mutlaka bir yer de bir zamanda karşılık bulmuş olalım.

Sincaplar, ceviz gibi kabuklu meyveleri yerler, yemediklerini götürür toprağa gömerler. Kışın karlar yağınca gömdükleri meyvelerini gider bulur yerler. Bulamadıkları baharda bunlar filiz verirler. Köyümüzdeki bahçemizde onlarca ceviz ağacı böyle dallandı, budaklandı. Bu, bir hayvanın niyetine ve kısmetine düşenlerdir. Birini gözlemiştim, zamanla o meyve ağaç olarak bitti. Sincabın nasibi olmaktan çıktı, insana mal oldu.

İnsan tembellikleri ve donuklukları için de bahaneler üretir. Bahane üretmek de tembelliklerin gerekçelerindendir.

İnsanı insanın kendisinden çelen, insanı insandan çelen, Hakikat üzere olan yoldan çelen şeytanlardır. Şeytanları şeytanlaştıran da insanın kendisidir. Ona fırsat veren, yol veren de kendisidir. Kendi kimliğini şeytanlara teslim ediyor, onlara eşlik ediyor, yapıp ettiklerine ortak oluyor.

Etrafa bakmaya gerek yok. Yanımız ve yöremizi kuşatan bu anlayışların davranışları kendilerini çabuk belli ederler. Onlarla zaman kaybına gerek yok. Zaman kaybı da şeytanın gerekliliklerindendir.

Şu zamanda insanın en çok zamana gereksinimi var. Çünkü zamanın her anı bir biçimde insandan çalınıyor. Gereksiz, boş ve malayaniliklere teslim oluyor. Kaçan gidiyor, geri gelmiyor.