İnsanlık genel anlamda bir sınanma içindedir. Dünyayı kasıp kavuran zulümler, adaletsizlikler, insan kıyımları, sömürgeler, işkenceler genel bir durumdur. İnsanlığın onulmaz çıkmazı ve girdabıdır.
Her insan kendisinden sorumlu olduğu gibi, gücü yettiğince etrafında da olan bitenlerden sorumludur. Sorumluluk insan tekinin kendisiyle sınırlı kalmaz. İnsan sorumluluğu ben'in ötesindedir.
Müslümanlar ise daha özel bir konumdadırlar. Gerek sıfatları, gerek varlıkları ve üstlendikleriyle. Böyle olunca onların sorumluluğu kat kat fazladır. İnanmanın gereği de budur.
İslâm'a karşı açılmış olan bu büyük savaşta, Müslümanlar hangi konumda olurlarsa olsunlar bir kenara çekilemezler. Güç yetirmenin de aşamaları bulunuyor.
Müslümanlar bugünkü açmazlarını emperyalizmin gücü karşısındaki çaresizliklerini bahane olarak ileri sürüyor olmalarıdır. Gazze olayı bunu daha çok açığa çıkardı. Yönetenler adına kendilerini sorumlu görenler, asıl tehlikeleri göz ardı ediyor, gücü karşısında teslim olmayı öneriyorlar. Siyonizm ve emperyalizm karşısında teslim olmayı, sessiz kalmayı ve hatta onlarla birlikte olmayı bile öneriyorlar. Bunu, gazetecisi, entelektüeli, mollası, bileni bilmeyeni, medya papağanı dâhil her kesim dile getiriyor. Yaşanmakta olan bu vahim durum karşısında yapılabilecekler varken, korku ve temkin adına bunlardan da sakınılıyor. Hatta onlarla ticaret yapmanın iyi ilişkiler sürdürmenin zorunluluğu ve gerekliliği üzerinde duruluyor.
Kürtçede bir deyim vardır. Biri rahmetli olduğunda, onun hakkında: "Allah ameline ve fiillerine göre muamele buyursun." Bu da bir temkin. Kişinin ardından olumsuz ya da kesin bir hükümle konuşmak yerine kişinin kendisinin yaptıklarıyla yargılanmasını dilemekte. Zalim birine olumlu bir yaklaşım da bulunmak da zulümdür. Bu, aynı zamanda zulmü ve olumsuzluğu onaylama anlamına geliyor.
Günümüz insanı, Müslümanları her koşulda sorumludurlar. Bu süreç olumlu ya da olumsuz bir biçimde son bulacak. Zulme ve haksızlıklara, adaletsizliklere yapılanlara sessiz kalanlar, yapabilecekleriyle yapamayanlara, yapılmayanlara zaman nasıl tanıklık edecek Bugün için övgü kaynağı olan geçmiş başarılar ve zaferlerin kahramanları nasıl ve neyle anılıyorlar Dönemin en güçlü Roma'sı, Bizans'ı ve daha niceleri tarihten silinirlerken onlara karşı başarıları elde erdenler nasıl anılıyorlar
Bugün, bu büyük zulüm karşısında Allah'ın kendilerine sunduğu büyük gücün farkında olamayış bile başlıca sorun. Müslüman olma, iman etme en büyük güç. Putlara ve güçlere tapınmaktan alıkoyan biricik güç. Diğer yandan gene kendilerine sunulmuş olan sonsuz nimetlerin kıymetini bilememe asıl sorun. Güçlerinin farkında olmayan ya da olmak istemeyenlerin Siyonizm ve emperyalizm karşısında suskunlukları, eylemsizlikleri, doğrudan müdahale edemeyişleri en büyük çıkmazları ve zaaflarıdır. Daha doğrusu ihanetleridir.