Bir ayna bir aynaya baksa...
Ellerini yıkasa sular...
Susasa sonsuz bir aşka...
Geceler kaybolsa karanlıkta...
AH
Biliyor musunuz kuş sesleri eksildi. Kediler kendi sokaklarında sığıntı gibi. Cırcır böcekleri sustu çok sustu. Şehirleri asfalt ve betonlar öldüresiye dövüyor. Biliyor musunuz uçaklar uçmasa da olur kuşlar uçmayacaksa.
Göç yollarını göçürecekseniz köprüler kurulmasın, olmasın, olmasın. Bu benim değil; kuşların çığlığı; susturabilir misiniz!
Denizleri boğuyorsunuz; boğulacaksınız.
Ağaçları kurutuyorsunuz; kuruyacaksınız. Elleriniz tutuğunu kurutuyor; çölden beter. Size Hızır, size Mehdî, size İsa gerek...
Yeteeeeeeeeeer, yeter! Böyle giderse
kan ter içinde öleceksiniz; göreceksiniz!
*
Dünya fânî ki çok fânî... Mal da yalan mülk de yalan... Malı mülkü yoksa da ne eksilmiş insanlığından bunu diyenin!
*
Harç getir, kireç getir! Ev, araba, elbise...
Bu ne kadar endişe... Bu gel geç sevdalardan kurtulmadan; kurtulamayız.
ağ çok kirlendi. Korkularım, ümitlerimi bastırmadan haddini kim bildirecek zalim ve münafıkların; dünyayı durmadan dişleyenlerin
*
Ne olacak şimdi Otobanlar, otomobiller bir yere götürmedi. Siteler; tel örgüler, duvarlar ardında... Okullar skolastik zamanlardan (kalıntı...) Hocalar bina okur; döner döner yine okur. Açlık ve yoksulluk, sınırları çoktan aşmış. "Fena ve fani" bir şair: "Yiyin efendiler yiyin; doyunca, çatlayınca, tıksırıncaya..." der.
Haberleri dinlemek acı... Hep ötekini suçlayanlar... Bir cümle kurarken zorlanan diplomalılar. Aşırı vergiler, israf, bilgi kirliliği...
Dünkü dostlara birden selâm sabah kesmeler... Mebzul miktarda yalan... Had safhada kelimesizlik...
Nereye gidiyoruz, diye sormayalım mı!
Meclis niye konuşmaz her şeyi Şairler de susmuş, herkes suspus...
Duyduğum silah sesleri... İnşaat gürültüsü... Anlamsız sesler, serzenişler...
Ve hafriyat tırları tıkamış trafiği... Ağaçların tozlanmış hüznü... Kuşların yuvalarının gün gün azalışı...
Yaygın bir cimrilik... Kibir... Kokuşmuşluk... Adalet terazisi devrik... "Sizi buraya tıkan kuvvet böyle istiyor." naraları koltuğundan inmeden; adalet o makama kurulamaz. Ve ne bu insanın insana eziyeti!
Vaziyet uzuyor ve üzücü, anne!
*
VEDALAR DİYARINDAN
-Köşedaşım Merhum
Latif Salihoğlu'na güle güle...-

19