Babam, nazlanıp (mızıkçılığı) uzattığımda, o meşhur sertliğini takınır: "İşi tadında bırak; işin tadını kaçırıyorsun, ha!" gibi kalıplaşmış sözleriyle çehresini eğerek son ikazlarını yapardı. Dünya susardı o ân.
«
Bak; defalarca İstanbul'u kazandınız ve halk emanetin adresini değiştirdi. Ne var bunda Daha bin yıl bu ara kapatılacak gibi gözükmüyor. İstanbul'un yakasını yani -babamın dediği gibi- işi tadında bırakın. Sandık ne demişse o.
«
Sonrakilere de yanlış işler, izler, sözler miras bırakmayın. Dünya fânî... Mal mülk kabrin kapısında "pek esassızdır" diyor kitap.
«
İstanbul bu kadar rantın ve betonun hışmına uğramamıştı. Şehrin sakinleri artık "sakin" hayat istediğini medenîce ve kerelerce diyeceğini dedi; yakamdan düşün, diye nota verdi.
Fakat duymazlıktan geliyorsunuz. İstanbul gibi hamfendi ve beyfendi şehri yani bu halkın tercihini hiçten hiçe sayıyorsunuz. (Lütfen, nezaket diye bir şey var. Millet birini seçince iyi; ötekini seçince kötü mü oluyor!)
«
Millet attığı oyun peşine öyle bir düşer ki... Türkiye "Demokrasihane" olur. Kötü mü olur! (Siz de bu arada seçim, sandık, meşveret, demokrasi, adalet, hürriyet, hürmet, sadakat, kanaat nedir; -öyle kolay değil de belki- öğrenirsiniz.)
«
Hani vesayet bittiydi! Darbeler geberdiydi Siyaset, düşünce yasakları bir daha gelmeyecekti Mayıs darbeleri, Mart muhtıraları, Eylül ve Şubat soğuklarına kapıları sıkı sıkı kapattıydık Kanun önünde herkes eşit, kuvvet kanunda olacaktı Sandıkla gelen sandıkla gidecekti Gelir adaleti gelecekti. -cek -cek, -cak -cakmış!
«
Simit ve çaya da yetiyor/yetmiyor ücretler. 3Y ile (yolsuzluk, yoksulluk, yasaklar) mücadele edilecekti Falan feşmekan mı oldu!
«
Ve de bütün o eskilerden çok çok uzun, o koltuklardasınız. Onlar "yapışıp" kalınca koltuğa da askerler gelip kaldırıyordu!
Yani siz bir cennet manzarası çiziyordunuz. Millete, o günlere dönülmeyecek dediniz ve öylece geldiydiniz. (Hatırımda yanlış mı kalmış)
«
"Aldatmadığını bil ki malını geri al" der, Anadolu esnafı... "Kokmuş et yemedim ki karnım ağrısın" diye de bir söz var.
Millet emanetini geri aldı. Yok, vermem; öyle mi! Karar, hüküm milletin; itirazınız buna mı Bunaysa diyecek sözümüz yok/çok...
«

16