Gazze Filistin ve Kudüs'ün yeniden fethine kadar
ALİ ERKAN KAVAKLI
Perşembe günü sabah ayazı nefesimi kesiyor, kütür kütür öksürüyorum, dizlerim titriyor, boğazım yanıyor, eklemlerim ağrıyor.
İsrail zulmünü protesto eylemine gitmeliyim.
Hava buz kesiyor.
Soykırım Günlüğü romanımda hikâyesini anlattığım on yaşlarındaki Gazzeli Yasir'i hatırladım. Siyonist İsrail'in şehri bombaladığı ilk gün annesi şehit olmuştu.
Babası Yüzbaşı Kemal, iki yıl tünellerde arkadaşlarıyla savaş vermiş, Siyonist işgalcilere caddelerde, meydanlarda, sokaklarda suikast eylemleri düzenleyerek dünyayı dar etmişti.
Savaşın başında geceleyin İsrail uçakları evlerine bomba yağdırmış, annesi ve iki yeğeni enkazın altında kalıp şehit olmuştu.
Bombalamadan kısa süre sonra babası Yüzbaşı Kemal tünelden çıkıp gelmiş, amcası Avukat Fehmi, eniştesi Komiser Ekrem ile beraber enkazın altından annesinin ve yeğenlerinin cenazesini çıkarmış, evin bahçesine defnetmişlerdi.
Yasir, annesinin yüzüne son defa bakmış, o masum yüzü hafızasına kazımıştı:
"Siyah kirpikler birbirine karışmış, sol gözünün altında hâlâ kanayan derin bir yara. Yanağından çenesine doğru kan süzülmüş, dudakları kan içmiş gibi, çenesindeki kan pıhtılaşmış. Başörtüsü yüzündeki gam ve kederi çevrelemiş." (Soykırım Günlüğü Vahşet Direniş Diriliş, Ali Erkan Kavaklı, s.23)
"Hastalığa, öksürüğe, soğuğa rağmen Siyonist zulmü lanetlemek için gitmeliyim…"
Çocuk yaşına rağmen arkadaşlarıyla ekip kurmuş, sokaklarda keşif yapmaya, düşman karakollarının, timlerinin, tanklarının yerini tespit edip tünel savaşçılarına bildirmeye başlamıştı Yasir. Son gününü hatırladım:
"Şehir işgal edilmiş, her yer bombalanıyor. Yasir ve arkadaşları tünellerde barınıyor, günün tenha vakitlerinde tünellerden çıkıyor, keşif yapıyordu.
Tünel kapağı açıldı, içeriye ışık vurdu. Toprak vıcık vıcık çamur, yağmur çiseliyor, hava buz gibi. Yasir gocuğuna büründü, dışarı süründü.
Arkasından arkadaşları sürünerek dışarı çıktılar.
Tünel kapağı kapandı. İleride bir uçak silüeti, bir karaltı, hızla geliyordu.
Yasir, avazı çıktığı kadar bağırdı:
-Yere yatın, yuvarlanın!
Hızla ileriye yuvarlandı, birkaç metre gitmişti ki bombalar düşmeye başladı. Yasir, Cahit, Mümin'in tazecik bedenleri paramparça oldu, vücut parçaları etrafa savruldu, sıcacık kanları toprağı suladı. Bomba, tünelin ağzına üştü. Toprak havaya savuruldu, gökleri duman kapladı."
Paçavra Cumhuriyet, Tügva'nın 1 Ocak'ta Siyonist vahşete dur demek için protesto organize etmesine karşı çıkıyor, Eğitim İş Sendikası başkanı, okullar siyasi alan olamaz, öğrencilere protesto çağrısı yapılamaz, diyordu.
Aklıma düştü.
İsrail, Türkiye'de nasıl böyle bedava borazan bulabiliyor, bir eğitim sendikası nasıl İsrail katliamının protestosuna karşı çıkabiliyor
Öksürüğe, ateşe, soğuğa rağmen gitmeliyim.
İki yıl tünel savaşları veren Yüzbaşı Kemal'in şahadet anını hatırladım:
"Kulağına uçak gürültüleri doldu, bomba sesiyle yüreği yerinden oynadı, ailenin tek hatırası elinden uçmuş muydu Tünel kapısına geldiğinde Ebu Ubeyde'nin sesini duydu:
-Yüzbaşı beni bekle!
Yüzbaşının yüreği paramparça, sinirleri felçti, eyleme odaklanmıştı, hızla tünelden çıktı. Kendisine doğru gelen tankı görüverdi. Roketle nişan aldı, tankın yaklaşmasını bekledi, nihayet tetiğe dokundu. Tankın üstünde şimşekler çaktı, dumanlar havaya yükseldi. İçeriden fırlayan işgalciler etrafa kaçışmaya başladı. Birisi hızla kendisine doğru geliyordu. Tabancasını ateşledi, işgalci kendini yere attı. Bir süre sonra aniden ayağa fırladı, elindeki bombayı fırlattı. Yüzbaşı kıvrak bir hareketle düşen bombayı kapıp geriye attı. Havada şimşekler çaktı, işgalci şarapnel parçalarının hedefi oldu.

23