Yeni Türkiye'de zulmün simgesi olarak Kavala…

Ali Bayramoğlu
26.03.2026
2

AK Parti iktidarının 2016 sonrası keyfî ve otoriter niteliğini ve bunun sürekliliğini en açık simgeleyen mesele hangisidir diye sorsanız, yanıt açıktır: Osman Kavala'nın hukuki durumu.

Türkiye'de liberal sol ve demokrat çevrelerin önemli bir unsuru ve destekleyicisi olan Kavala'ya iki fatura bir arada ödetiliyor. Bir yanıyla siyasi iktidarın ideolojik bir doğrulama aracı hâline getirilmiş durumda. Öte yanıyla otoriter bir zihniyetin intikam davası olarak seçilmiş durumda.

Kavala, Gezi olaylarının toplumsal tepki ve hareket boyutunu tümüyle dışlayarak sadece ideolojik ve resmî bir darbe girişimi şeklinde kodlamaya çalışan bir siyasi iktidarın, bu çabasını doğrulamak için seçtiği, suçlu kıldığı bir isim.

Aynı Kavala, gücünü, enerjisini ve imkânlarını ülkenin demokratikleşmesi istikametinde kullanan, arabulma, yol açma çabalarında hep önde olan; sanat ve kültür vasıtasıyla farklı kesimlerin kendisini ifade etmesini ve etkileşimini sağlayan, devlet gözlüklü otoriter bakışın ezelden beri "seçkin tehlike", "aydın ihaneti" olarak tanımladığı bir varoluşun en önemli simgesi. Burası, düzenin intikamının karşımıza çıktığı yerdir.

Osman dokuz yıldır hapiste...

Dokuz yıldır, hakkındaki iddianameleri okuyan, verilen hükmü gören her aklıselim sahibi kişinin teslim edeceği bir keyfilik ve hoyratlığa maruz.

Önce Gezi eylemlerinin düzenleyicisi olarak suçlandı. Üç yıl sonra beraat etti. Erdoğan'ın açık işaretiyle tahliye edileceği gece tekrar tutuklandı. Bu işaretin iradesi ve sonucu olarak bu kez, beraat ettiği davadaki delillerle, neredeyse aynı çerçevede "anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs" suçuyla mahkûm edildi ve ağırlaştırılmış müebbet cezası aldı.

Düzen intikamını aldı.

İktidar, Gezi olaylarının hükümet devirmeye yönelik darbe girişimi olduğunu yargıya tescil ettirdi.

Peki bu hoyratlığın karşısında hukuk nerede duruyor

Kavala, ilk dava ve tutuklanma safhasında AİHM'e başvurmuştu.

Mahkeme 2019 sonunda, Türkiye'nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin özgürlük ve güvenlik hakkını düzenleyen ve haklara getirilecek kısıtlamaların sınırlanmasına ilişkin maddeleri bakımından sözleşmeyi ihlal ettiğine karar verdi. "Yargı makamlarının tutuklama kararı verirken ileri sürülen şüpheyi somut deliller ile gerekçelendirmediğine ve mevcut kanunları Osman Kavala'yı susturmak ve diğer insan hakları savunucularını caydırmak amacıyla kullandıklarına" hükmetti.

Ve Kavala'nın serbest bırakılmasını talep etti.

Türkiye bu karara uymadı.