Siyasi zeka ile siyasi tavır ilişkisi…

Ali Bayramoğlu
12.03.2026
1

Aşırı siyasallaşma, kutuplaşma ve kavga, her zaman, her yerde, her tartışmayı ana ekseninden saptırır ve araçsal hale getirir.

Siyasi, toplumsal, kültürel, dış ilişkin her meselenin siyasi bir iktidara, siyasi bir partiye, siyasi bir tutuma getireceği zarar ya da fayda çerçevesinde ele alınması, her yeni girdi ya da durumun tek faktöre işaret edilerek açıklanması hali bunun tipik örneklerindendir...

Türkiye bu iklimin hep en kesif katmanında bulunur.

Devlette vakum etkisi yapan, Türk siyasi düzeninin, kurumsal yapısının gördüğü en büyük krizi üreten 15 Temmuz darbesi bile bu durumu değiştirmemişti.

Nitekim darbeden çok, darbenin Erdoğan'a getireceği faydaya hayıflananlar, Gülen cemaatinin ölümcül ve en derin yerlere sızmış dokusunu görmezden gelerek alınan tedbirlere tepki gösterenler, olağanüstü halin iktidarın salt muhalefeti ekarte etmek için çıkarıldığını söyleyenler garip bir elitist muhalefetin ana damarını oluşturuyordu.

Hatırı sayılır bir kesim hala böyle düşünmeye devam ediyor.

İktidarda şahıslaşma ile şahsa yönelik muhalif tavır bir madalyonun iki yüzü gibidir.

Siyasi aklı dışlar.

Derinde yatan bir öfkenin, siyasi sakilliğin, güvenli evlerden hep birlikte dışarı taş atarken üretilmiş sloganların izlerini taşır.

İktidarın hali malum: Keyfililik, sahşilik, otoriterlik...

Ama umut olması gereken muhalefete ne demeli

Bu hava ülkedeki muhalefet olma halini kaplıyorsa buna ne ad vermek gerekir

Öneri, fark, umut, alternatif taşımayan itiraz hali, kaba ve karşılıksız muhaliflikten başka ne olabilir

Ya da siyaseten oyun dışı kalmanın, muhalefeti siyasetten arındırmanın aracı olmaktan başka

Dış politikaya yönelik tutumlara, iç siyaset analizlerine yakından bakın...

Her biri siyasi fayda peşindedir.

Her biri siyasal tavırların, kimliksel tutumların, çıplak faydanın ilke, kural, değer gibi dillendirilmesine endekslidir.