Denir ki AK Parti, ilk evresi itibarıyla geleneksel sağa göre daha sivil, daha az milliyetçi ve daha az devletçidir. 2013 yılından sonra ise bu çizgiden sapmaya, geleneksel sağa rota kırmaya başlamıştır.
AK Parti elbette Türkiye'deki diğer sağ partilerden farklıdır. Zira 2000'li yılların muhafazakâr partisidir.
Dinamikler ve hassasiyetler değişir. DP döneminde, 1950'lerde örneğin, sanayileşmenin ve kalkınmanın erdem olarak görüldüğü bir dünya vardı. Millî iradenin sık engellendiği dönemlerde demokrasi nasıl "çoğunluk ve seçim" fikri üzerinden taşındıysa, 1960'lardan itibaren demokrasi de o denli "çoğulculuk ve katılım" üzerinden tanımlanmaya başladı.
70'lerde ve 80'lerde global düzeyde çeşitlenen, kimlik ve doku itibarıyla çoğulculaşan toplumlar, temsili demokrasinin yanına katılımcı demokrasiyi ekledi. Sağ gelenek de bu istikamette ilerledi.
AK Parti de öyle...
Ancak, malum, İki ayrı AK Parti'den söz etmek gerekir. İlk AK Parti, 2002-2013 arası dönemidir. İkinci AK Parti ise 2013'ten bugüne kadar uzanan çizgide karşımıza çıkar.
2002-2013 arası; toplumsalın siyaseti kuşatması, demokratikleşme, toplumsal kesimler ve kültürel değerler arası eşitlenme dönemidir ve AK Parti bu bayrağı taşımıştır.
2013'ten sonra ise dünya, Arap Baharı, çokkültürlülüğün krizi ve popülizmlerin yükselmesiyle AK Parti'nin izlediği yol birleşmiştir. Bu siyasi parti, hızla temsilde toplumsal olan yerine siyasal olanı öne çıkarmış; tek kültürlü, milliyetçi bir büyüme söylemiyle kurumları liderle ikame eden yeni sağ dalganın dünyadaki önemli temsilcilerinden biri olmuştur.
Sağ siyasette ve burada AK Parti'nin yeri bakımından taşları yerine, bu çerçevede kabataslak oturtmak yanlış olmaz...
Ancak unutulmaması gereken, sağı, Türkiye sağını temsil eden, dünden bugüne tüm muhafazakâr partileri kapsayan bir husus, bir süreklilik daha vardır.
Türkiye'de "sağ", Müslümanlar ve muhafazakâr kesimler üzerinden Kemalist-modernist sistemle sorunu olan grupları temsil ettiği oranda, devletin hâkim aktörleriyle her zaman kavgalı olmuştur. Hâkim aktör ise uzun yıllar malum asker olmuştur. Dolayısıyla sağ ile asker arasındaki kavga, muhafazakâr partiler açısından demokrasinin asli anlamını kuşatmıştır. AK Parti de bunun parçasıdır.

3