Yaşanan bir Ortadoğu savaşı. Daha ötesi, büyük bir siyasi eksen savaşı...
Netanyahu, Gazze'yi insansız hâle getirdi; çoluk çocuk katletti, Hamas'ın ve Hizbullah'ın belini kırdı. Suriye'yi, Lübnan'ı bombaladı. Tehdit olarak gördüğü İran'a saldırıyor.
ABD'yle birlikte ilk bakışta sonuçsuz bir savaşa girdiler. İran'ı yerle bir ediyorlar. Nükleer tesislerini yok etmek, rejimini değiştirmek, bölgedeki etkisini iyice geriletmek istiyorlar.
Rejim değiştirmek bu yolla mümkün değil; hiç bir zaman da olmadı.
Ama dengeleri değiştirmek mümkün. ABD ve İsrail, Ortadoğu dengelerini değiştirip asli güç hâline geldiklerini tescil etmenin peşinde.
Bu politikayı tek başlarına da yürütmüyorlar.
ABD ve Avrupa'nın üç önemli ülkesi; Almanya, İngiltere ve Fransa (dolaylı olarak) arkalarından geliyor. Bir dönem Almanya Başbakanı Merz'in açık açık söylediği "Pis işlerimizi İsrail görüyor." sözünü unutmamak gerekir.
Dünya öyle bir hâle geldi ki uluslararası hukuk, gelenekler, kurumlar, dengeler çöpe atıldı. Devlet şiddeti ve keyfiliğin önü alabildiğine açık. Bölgede isteyen ülke, istediği ülkeye saldırabiliyor. Savaş teknolojisi, uzak ülkeler arasındaki çatışmaları mümkün kılıyor. Bir füze ve drone cehennemi yaşanıyor.
Bu işin bir yanı.
Ama bir de vahim diğer yanı var. Güvensizliği artıran, milliyetçiliği ve güçlü iktidarları besleyen, güven arayışını onlara yönelten, faydayı her şeyin önüne koyan bir tablo bu.
İşin diğer tarafı ise hem dünya hem bölge siyaseti hem de Türkiye bakımından son derece önemli.
Bu bakımdan şu anda görünen en önemli sonuç, şüphesiz ki İran'ın 1979'dan itibaren Ortadoğu üzerinde kurduğu kısmi hegemonyanın kırılması oldu.
İran'ın; Hizbullah gibi, her biri neredeyse devlet kadar güçlü örgütlerle, Suriye'de Esad rejiminin varlığıyla, Rusya'nın desteğiyle ve Irak'taki gücüyle izlediği Şii egemenlik siyaseti — yani Ortadoğu ve Körfez'i bir ahtapot gibi kuşatma hâlinin sona ermesinin ya da sona erdirilmeye çalışılmasının ikinci perdesini yaşıyoruz.
İlk perdede İsrail, Suriye ve Lübnan'daki Şii güç merkezlerini yerle bir etmişti. Şimdi ABD'yle birlikte İran'ın üzerinde tepiniyor.
Ortadoğu'da sınırların çizilmesi ve İsrail devletinin kurulmasıyla 1916'da ve 1948'de olanlar, başka bir çerçevede yeniden yaşanıyor. Sınırlar olmasa da güç eksenleri yeniden belirleniyor.

2