Sorunları çözmek için karşı tarafı uzağa itmek mi doğrudur kendine çekmek mi
Şüphe yok akıl ikincisine işaret eder. İmralı ziyareti de böyle okunabilir. İtenler oldu, çekenler oldu.
Yol alınacaksa, örneğin PKK mağaraları boşaltma ve silahtan arınmayı hızlandıracaksa, Kuzey Suriye'de YPG meselesine çözüm bulunacak ve bu meselede uzlaşı sağlanacaksa, bu, İmralı ziyareti gibi, karşı tarafı kendine doğru çekme, diyalog hamleleri sayesinde olacaktır.
Bu ziyarete itirazların, CHP'ye verilen desteklerin anlamı nedir, kavramak gerçekten zor. İtirazın gerekçeleri, milliyetçi tepkiler yüzünden oy kaybedilmesin, çözümün ipini elinde tutan cumhur ittifakı bu işten karlı çıkmasın, CHP'ye yapılan baskılar gölgede kalmasın ise, bu, sorun çözülmesin, öfkeler, duygular, dar alan siyasi faydalar aklımızı yönetsin anlamına gelir.
Siyasi akıl, ilke ve muhaliflikle örtülü öfke ve duygu siyaseti ise ülkeye sadece yeni yaralar getirir.
Bir kere Kürt sorununun çözülmemesi diğer sorun ve baskıları ortadan kaldırmaz. Sorunların çözümünde diğer sorunların çözümünü şart koşmak her zaman beyhude olmuştur. Bu yolla örneğin İmamoğlu tahliye olmaz, kayyumlar kaldırılmaz.
Tersine sorunun çözümü şiddetin ve silah tehdidinin ortadan kalması güvenlik devleti gerekçeleri azaltır, siyaseti normalleştirme ihtimali taşır. Kürt meselesi gibi sorunların çözümü, çözüm yöntemi sadece Kürtleri değil, toplumundan siyasetine tüm Türkiye'yi ilgilendirir.
Kürt sorunu çözümünün siyaset üstü olması da bir yönüyle bunu ifade eder.
Bu nedenledir ki, mecliste siyasi partilerin ezici çoğunluğundan oluşan, barış sürecine destek ver, katkı sunacak bir komisyonun oluşturulması, temsiliyet bakımından, bu mesele de Bahçelinin çıkışı, hükümetin tavrı, Öcalan'ın yanıtı kadar önemliydi.
Yine aynı nedenle, ana muhalefet partisi olarak CHP'nin İmralı'ya gitmemesi, meseleye "iktidara vagon olmayız" diye bakması, milliyetçi oy hesabı yapması, barış süreciyle ilgili genel olumlu gidişe zarar vermiştir.
Sık söylüyoruz, bu tür risk ve sorumluluk gerektiren meselelerde taşıyıcı ve toplumu yönlendirici olan siyasi partilerdir. Nitekim CHP'nin İmralı'ya gitmemesi, gidilmesini arzu etmeyen, Öcalan'ın adını duymak istemeyen, siyaseti sadece AK Parti'yle mücadeleye kilitleyen kesimler için cesaret verici olmuş, seslerinin yükselmesine yol açmıştır. Barışa "evet"-Öcalan'a "hayır" diyen hak, ancak esasen siyaset ve çözüm dışı duygusal dalgayı tahrik etmiştir.

5