Çevir yoksa düşersin...

Kuzey İrlanda'nın barış deneyimi Türkiye'nin Kürt meselesi için bir ayna sunuyor: çatışma yerini siyasete bırakmadan çözüm mümkün mü?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, İngiliz bürokrat Jonathan Powell'ın Kuzey İrlanda barış sürecindeki rolünü anlatarak, müzakere, meşruiyet ve güven inşasının çatışma çözümündeki kritik önemini vurguluyor. Bu deneyimi Türkiye'nin hâlen içinde bulunduğu Kürt meselesi bağlamında değerlendiriyor ve devam eden çatışmanın yerini siyasete bırakması gerektiğini savunuyor. Ancak Türkiye'de Powell'ın öğretileri benimsenirse, gerçekten kalıcı bir barış mümkün olur mu?

Powell, 1995'te, Blair henüz muhalefetteyken onun danışmanı olmuş bir bürokrattı. En önemli özelliği, Kuzey İrlanda barış sürecinin önemli aktörlerinden biri olmasıydı...

DPI'la yaptığım çatışma çözümü gezilerinde vesilesiyle sık karşılaştığım bir isim oldu Powell.

Powell'dan birçok kez, kadim Protestan-Katolik gerginliğinin izdüşümlerini taşıyan, çözülmesi adeta imkânsız görünen Kuzey İrlanda sorununu, IRA meselesini nasıl ele aldıklarını, nasıl çözdüklerini dinledim.

Her dinleyiş, kaçınılmaz olarak tüm heyetin ve benim zihnimde Kürt meselesiyle paralelliklere yol açtı.

Malum, Kuzey İrlanda deneyimi, Britanya hükûmetinin İrlanda Cumhuriyeti ile birleşmek isteyen silahlı örgüt IRA ve siyasi alandaki uzantısı Sinn Fein ile 1997-2007 arasında süren bir müzakere süreciydi. Kuzey İrlanda'nın İngiltere'ye bağlı bir parlamento düzeni vardı. Bu düzene, onu savunan İrlandalı "Birlikçiler"in, yani İngiltere'yle birlikte olmak isteyen Protestanların siyasi partisi hâkimdi. Cumhuriyetçiler (IRA ve Sinn Fein) ise dışarıda ve muhalefetteydi.

İngiltere, görüşmelerle temel olarak siyasi bir çözüm etrafında IRA'yı silahsızlandırmayı, çatışmaya son vermeyi, diğer unsurlar arasında Katoliklere siyaset yolunu açmayı hedefliyordu.

2007 yılında müzakereler; silahların bırakılması, cumhuriyetçilerin sisteme entegre olması, iktidarı paylaşması ve kimi merkezi yetkilerin devriyle sona ermişti.

Bir öyküsü hep akıllarda kalmıştır.

Şöyle demişti:

"1997 Kasım ayıydı. Sinn Fein'in iki lideri Gerry Adams ve Martin McGuinness ile bir araya geldik. Ellerini sıkmadım. Çünkü nefret doluydum. IRA babamı öldürmüştü, kardeşimi ölüm listesine almıştı..."

Powell'ın tavrı, görüşmeler ve temaslar sırasında adım adım değişmişti.

"Sorunu çözmek istiyorsanız, hasmınızı şeytan olarak görmemeyi öğrenmelisiniz, biz öğrendik..." diyordu...

Gerisi daha ilginç...

Aldığım notlardan birlikte okuyalım kimi sözlerini:

"Kitap yazmaya oturunca geçmişi, tüm zabıtları inceledim. Şimdi diyebilirim ki bir barış süreci yoksa boşluğa düşüyorsunuz ve bu boşluğu şiddet dolduruyor. 'Bisiklete binersen hareket ettir, yoksa düşersin...' deyişi gibi... Örneğin görüşmeler sırasında IRA şiddete başvurdu ama biz yine de devam ettik...