Bahçeli, her açıklamasıyla Kürt sorunu çözümüne istikamet veriyor ve tıkanan yolu açıyor. En önemlisi, milliyetçi kesimde tepki çekebilecek, AK Parti'nin telaffuz etmekten çekindiği hamleleri dile getirip bir paratoner vazifesi görüyor.
Son olarak Demirtaş'ın tahliyesi, komisyonun Öcalan'ı ziyareti ve kimi iki kritik konuyu dile getirmesi bu duruma açık örnek.
Mevcut çözüm süreci nasıl biterse bitsin, MHP başkanının, milliyetçi hareketin liderinin oynadığı bu siyasi rol tarihe mal olacak, milliyetçi bakış üzerinde etkilerde bulunacaktır.
Muhafazakâr kesimde çözüm süreciyle ilgili şüphelerin, hatta itirazların, AK Parti ve MHP'nin yönlendirmesine rağmen hâlâ yaygın olduğu muhakkak. Modernist CHP seçmeninde de durum farklı değil.
Ama siyasi irade, kararlılığı ve aldığı risklerle kervanı yürütüyor.
Bunun yanında, uzun süredir ilk İmralı ile hükümetin açıklamaları ve yol haritası, niyet ve özlemleri farklı olsa da kesişiyor.
Öcalan'ın İmralı heyetine söylediği şu sözler bu bakımdan önemlidir:
"Türk-Kürt ilişkisinin bin yıllık iki sütun olarak bugüne geldiğinin tespit edilmesi önemlidir. Bu sütunların görülmesi, anlaşılması ve onarılması suretiyle birlikteliğin güçlendirilmesi gerekir. Çizgiler çekerek değil, güncel sorunlarımızı da kapsayacak bir ufuk oluşturarak hareket etmeliyiz. Kürt olgusunun tüm boyutlarıyla Cumhuriyetin yasallığına dâhil edilmesi ve bunun için güçlü bir geçiş süreci temel alınmalıdır. Bütünsel bir olgu olarak yasallığa geçiş, demokratik cumhuriyetin hukuksal temellerini sağlamlaştıracaktır."
Bu çerçeve, esas olarak başdanışman Uçum'un çizdiği perspektiften farklı değildir.
Bu anlamda komisyon ve Öcalan görüşmesi, gerek fiilî gerek simgesel açıdan, meşruiyet bağları bakımından kritik bir aşamadır.
Yine de "Nereye gider bu iş, tam olarak belli değil." denebilir.
Sık söyleniyor ama tekrarda yarar var: Sorunda çözüm gelse de, çözüm kapısı aralansa da ya da kısmi yol alınsa da en önemli veri, silahsız ortamdır. Silahtan siyasete geçiş çabalarıdır. Ve bu, önemli ölçüde geri dönüşsüz bir durumdur.

5