13 Haziran Cumartesi günü yaklaşık bir milyon öğrenci LGS'ye (Liselere Giriş Sınavı) girdi. Bu öğrencilerimizin yaklaşık yüz bini LGS'den aldıkları puana göre bir proje okullarına yerleşecek. Geri kalan öğrenciler ise adrese dayalı evlerine yakın bir okula yerleşecek. Bazı okullarda diplomaya göre öğrenci alacak.
Bu yıl yapılan LGS soruları zordu. Özellikle matematik daha eleyici sorulardan oluşmakla birlikte Türkçe ve diğer derslerde de zorluk derecesi önceki yıllara göre daha yüksekti.
Geçen yıl Türkiye geneli 719 öğrenci tüm soruları doğru yaparak 500 tam puan almıştı. Oysa bu yıl sınavda çıkan öğrencilerin iki gözü iki çeşme.
500 tam puan alacak öğrenci bir elin parmaklarını geçmeyecek gibi duruyor.
Bu arada LGS, ulusal çapta Türk eğitim sistemini hem nesnel bir gözle görmek hem de öğrenciyi duygu davranış ve bilgi bütünselliği içinde değerlendiren tek sınav.
Herkese mavi boncukların dağıtıldığı sınavlarda ne şiş yanar ne kebap. Yapmak için yapılan sınavlar kendimizi kandırdığımız sınavlardır. Eğitim gerçeğini yansıtmaz.
Ulusal çapta yapılan sınavda doğru olan, sorularının eleyici ve öğrenciyi zorlayıcı olması.
Yanlış olan ise ailelerin, okulların, toplumun direnci yüksek, iradesi güçlü nesil yetiştirmemesi.
Türkiye'de okula başladıkları tarihten 8. sınıfa kadar çocukların akademik bilgilerini, okuma ve anlama kapasitelerini, okulda öğretilenlerin çocukların hayatına yansımalarını, dikkatlerini, duygu ve zaman yönetimlerini, temel becerilerini nesnel bir gözle ölçen bir değerlendirme birimi yok.
Okulların ekseriyeti öğrencilere takdir ve teşekkür vermekte birbiriyle yarışıyor. Veliler öğrencilerin aldıkları takdir ve teşekkür belgelerine bakarak çocuklarını değerlendiriyor ve LGS'de beklentilerini olması gerekenden daha yüksek tutuyorlar.
Bu arada takdir ve teşekkür belgesi alan öğrencilerin LGS başarıları arasındaki bağlantıya bakılmalı. Diploma notlarının öğrenci gerçeğini ne kadar yansıttığını görmüş olacağız.
LGS, Türk eğitim sistemini tanımak, eğitimin aksayan ve yolunda giden ve gitmeyen yönlerini tespit etmek açısından bir şans. LGS; Türk aile yapısından eğitim sistemine; eğitim sisteminden Türk toplum yapısının eğitime yansımalarına kadar bize birçok ipucu, somut ve nesnel veri sunuyor.
Özel veya devlet okullarında özel eğitimli öğrencileri saymazsak takdir ve teşekkür belgesi almayan öğrencilerimiz yok gibi. Her erkek prens, her kız prenses havasında. Sorunlara karşı direnci zayıf çocuklar yetiştirmekte son yıllarda birbirimizle yarışıyoruz. Rehberlik brimi olmayan okulumuz yok. Dersi boş geçen sınıf yok. Okul kitapları, öğrenciler daha okula gitmeden masalarda yerini alıyor. Okullarımızın çoğu depreme dayanıklı hale getirildi.
Türkiye'de öğretmen başına düşen ortalama öğrenci sayısı ilkokullarda 18, ortaokullarda ise 13'tür.
Türkiye genelinde örgün eğitimde ilkokul ve ortaokullarda derslik başına 21 ile 23 öğrenci düşmektedir.
OECD ülkelerinde öğretmen başına düşen öğrenci sayısı ortalaması ilkokul düzeyinde 14, ortaöğretim düzeyinde ise 13 seviyesindedir. Sınıf ortalaması 21'dir.
Öğretmenlerimizin maaşları ülke geneline göre kendilerini geçindirme sorunu yaşamayacak yeterlilikte. Eğitimin yağı, unu, şekeri yeterli ancak bir türlü kıvamında helva yapılamıyor.
Helvanın tadını ölçen LGS tarzı birimler helvanın tadının olmamışlığını söyleyince de kıyametler koparıyoruz.
Evet, LGS doğru bir sınav. Ebeveynler dijital dünyada çocuk yetiştirmekte, Türk eğitim sistemi nitelikli eğitim vermekte yetersiz. Ebeveynler, çocuklarıyla vakit geçirip onlarla ilgilenmek yerine daha küçücük yaşta eline telefon verip kendilerini çocuğun hayatından çıkarıyorlar.
Öğretmenlerimizin birçoğu LGS sorularını çözme akademik bilgi ve pratiğine sahip değiller.
LGS öğrenciden ne istiyor Dikkati ekranlarla çalınmamış, kendini ekrana hapsetmemiş, ekranın akşına kendini kaptırmamış, okuma becerisi gelişkin, önce doğru okuduğundan emin sonra okuduğunu anlayan ve anladığına doğru cevap veren, sorunları çözmede eline kağıt kalem alıp yazarak çözüme ulaşan, çözüme ulaşmakla kalmayıp dikkatini kontrol eden, zor sorularda duygu yönetimine sahip olup panik stres kaygı tuzağına kendini düşürmeyen, kendisine verilen süreyi doğru kullanıp zaman yönetimini yapabilen... gibi bir çocukta olması gereken nitelikleri sorguluyor. Çocukların yaşken doğru eğilmesini istiyor.

31