Eğitim ve üretim

Eğitim sistemi çocukları üretken bireyler mi yoksa tüketici kitleler mi haline getiriyor?

Ali Bal
Bugün
17
Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazı, eğitimin yalnızca bilgi aktarımı değil, gençleri üretken, amaçlı ve kendini gerçekleştirmiş bireyler haline getirmesi gerektiğini savunur. Bunun için meslek liseleri güçlendirilmeli, eğitim sisteminin ideolojik müdahalelerden arındırılması ve ekonomiye katkı sunan pratik beceriler kazandırılması gerektiğini ileri sürer. Ancak, dipçik merkezi ekonomik kalkınmaya koyan bir eğitim modeli, insanın bilişsel ve duygusal gelişimini yeterince ele alabilir mi?

Eğitim niçin vardır Bir ülke, eğitim sistemini neye göre planlar Eğitim yalnızca bireye bilgi aktarmak, onu belli davranış kalıplarına sokmak, sosyal hayata uyumlu hâle getirmek için mi vardır yoksa insanı hayata hazırlayan, üretime katan, kendi geleceğini kurabilecek donanıma ulaştıran büyük bir inşâ süreci midir Asıl soru budur.

Eğitimin hayatta karşılığı olmayan bir öğrenme sürecinin, birey ve toplum açısından ne kadar anlam taşıdığı ciddi biçimde sorgulanmalıdır. Sadece "iyi birey" yetiştirmek yeterli değildir, çocuğun hayatta kalabilmesi, kendi geleceğini inşâ edebilmesi, ülke ekonomisine katkı sunabilmesi için aldığı eğitimin yaşamda gerçek bir karşılığı olmalıdır. Aksi hâlde insan ömrünün yaklaşık dörtte birine denk gelen o uzun eğitim süreci, formal kalıplar içinde boşa harcanmış bir zamana dönüşebilir.

Bugünün dünyasında çocukların yalnızca bilgiyle değil, yetenekleri ve yaratılışlarında var olan potansiyelleri doğrultusunda üretime dâhil edilmeleri gerekmektedir. Her çocuk, içinde işlenmeyi bekleyen bir cevher, keşfedilmeyi bekleyen bir istidat taşır. Yaratıcı tarafından insanın özüne yerleştirilmiş bu potansiyelin eğitim yoluyla teknik bilgiyle buluşturulması, aslında eğitimin en temel amaçlarından biri olmalıdır. Eğitim; çocuğun içindeki icadı, fikri, beceriyi ve üretme kapasitesini ortaya çıkarmalıdır. Ancak ne yazık ki ülkemizde eğitim sistemi, çoğu zaman ideolojik ve politik müdahalelerle asıl mecrasından uzaklaştırılmakta ve çocukların kabiliyetlerini geliştiren bir yapıdan çok, onları edilgenleştiren bir yapıya dönüştürülmektedir.

Bu nedenle pek çok genç, kendi yeteneğini keşfedemeyen, iç dünyasında taşıdığı gücü açığa çıkaramayan, toprağın altında kalmış ama işlenmediği için değere dönüşemeyen madenler gibi beklemektedir. Oysa işlenmeyen maden nasıl ekonomik değer üretmezse işlenmeyen insan potansiyeli de toplumsal kalkınmaya katkı sunamaz. Bugünün gençliğinde gözlemlenen temel sorunlardan biri de tam burada ortaya çıkar. Üretmek yerine tüketmek; inşâ etmek yerine yıkmak; sorumluluk almak yerine konfora yönelmek. Ben merkezli büyüyen, disipline mesafeli, yönlendirilmek istemeyen bir nesil, zamanla istihdam edilmesi zor, kontrolsüz, âsî ve amaçsız bir yapıya dönüşebilmektedir.

Bu tablo yalnız ekonomik değil, psikolojik ve manevî açıdan da ciddi riskler taşımaktadır. Üretimden uzak, hedefsiz, yalnızca tüketim kültürü içinde yetişen genç; çoğu zaman mutsuz, içe kapanık, depresif ve öfkeli bir ruh hâline sürüklenebilir. Üstelik manevî boşluk da buna eklendiğinde, insanın kendisinden büyük bir değere, ahlakî zemine, saygı duyacağı bir otoriteye ya da sığınacağı bir hakikate sahip olmaması, bireyi yalnızca kendi egosunun emrine bırakabilir. Oysa insan, nihayetinde dayanacağı, yön bulacağı, kendisini aşan bir anlam ve kudret arar. Bu anlamdan yoksun birey, kendi gücünü tek otorite sandığında kırılma anlarında daha büyük yıkımlarla karşılaşabilir. Yok oluşun eşiğine sürüklenir ve böyle bir insan da mutlu olamaz.

Bu yüzden eğitim, insanın yalnızca zihnini değil, karakterini, üretim becerisini ve yaşamla bağını da inşâ etmelidir. İnsan, yaptığı işle tanınır. Üretimden uzak bir eğitim sistemi, boşa çekilen kürek, havanda su dövmek gibidir. Bu noktada eğitim politikalarının merkezine üretim yerleştirilmelidir. Özellikle meslek liseleri yeniden yapılandırılmalı, güçlendirilmeli, sanayi kuruluşlarıyla doğrudan iş birliği içinde çalışmalıdır. Bu okullar yalnızca alternatif değil, ülkenin kalkınma merkezleri hâline getirilmelidir. Meslek liselerinde eğitim gören öğrenciler burslarla desteklenmeli, öğrenciler sınavla seçilmeli, teknik beceri itibarlı hâle getirilmelidir. Öğrencilere sunulan stajlar daha iyi planlanmalı, işletmelerin yeterlilikleri gözden geçirilmeli, staj sonrasında ise çocuklar becerilerini geliştirdikleri alanda istihdam edilmelidir.