Son darbenin birinci yılı

Tam bir yıl oldu! Bir yıl önce bugün yapılan bir darbeyle 21. yüzyıla özgü köktendinci bir neo-faşizmin içinde yaşıyoruz.

İşte bir yıl sonra, önce matematik yasalarına bile aykırı söylentiler ortaya atan, sonra içeriği "hatırladığım kadarıyla", "bilmiyorum"larla, "-mışlar, -mişler, -muşlar"la dolu binlerce sayfalık iddianamesi ancak aylar sonra yazılan, sonra savcısı adalet bakanı olan ve nihayet duruşmaları daha birkaç gün önce başlamasına rağmen dakikalar içinde biten oturumlarla yol almaya çalışan, AKP iktidarında bir modaya dönüşen mahkemelerle meşgulüz yine. Ama bu seferki kesinlikle en ağırı...

Sahi, bugün Silivri'de ne oluyor Orada yargılanan şey nedir Yolsuzluk yaptığı iddia edilen bazı insanlar mı, bazı belediye çalışanları mı, seçilmiş belediye başkanları mı, yoksa birer kurum olarak belediyeler mi Casuslar mı Diplomalar mı İddia edilenlerin bile iddianamede yer almadığı bir mahkemede ne yargılanıyor Bugün ülkemizde yargı önüne ne konuyor, neler konuyor Turplar mı, heybeler mi Bilmediğimiz başka bir sebze ya da nesne mi Yoksa hepsinden öte bir başka şey mi

Bugün ülkemizde bir fikir yargılanıyor: cumhuriyet fikri, demokrasi fikri yargılanıp mahkûm edilmeye çalışılıyor! Bugün bir fikir, bir düşünce, özgürlük düşüncesi, onun bu topraklarda yeşermiş filizi olan Anadolu Devrimi mahkûm etmeye çalışılıyor!

Kuşkusuz sonradan yine çok pişman olacaklar. Ne de olsa AKP iktidarı boyunca bir türlü modası geçmeyen bir tutum oldu pişmanlık! Kuşkusuz, yine "yanılmışız" diyecekler.

Peki onlar yanılırken, ülkemize ne olacak Yüzyıl önce yokluklar içinde kurulan bu ülkeye ne olacak

TARİHTEN DERS ALABİLMEK

Geçmişi anlamak için tarihin her dönüm noktasına adım adım özenle bakmak gerekir. ünkü titizlikle irdelenmemiş bir tarih, tarih bilincinin politikaya girmesini engeller. Ancak çoğu zaman hiç de başarılı olduğumuz bir ders değil tarih! Ondan bir ders çıkarmayı çoğu zaman başaramıyoruz. Her seferinde "Tarihten nasıl ders çıkarılır" sorusunu kasıtlı olarak yanlış yanıtlayan anti entelektüellere kulak kesiliyor ve apaçık olanı bile görmekte zorlanıyoruz! Bugün görevimiz, hatırlamaktır, ciddi bir hafıza çalışması yapmalı ve meydan okuyan devrimci mücadele gramerini yeniden kurup yeniden geliştirmeliyiz.

Tarih, bir efsane değil, bir gerçekliktir; kendi kendini doğrulayan düşüncelerin değil, eylemlerin sahnesidir. En büyük özgürleşme hareketleri olan devrimler, her özgürleşme hareketi gibi gericilikle çatışmasından başarıyla çıkabildiği noktada gerçek bir devrime dönüşür. Ve maalesef bazı durumlarda gerici olan karşıdevrimciler de kazanır.

DEVRİMİ VE KARŞIDEVRİMİ ANLAMAK

Devrimler, aşağıdan yukarıya doğru yol alan toplumsal hareketlerdir. Anadolu Devrimi de sözcüğün tam anlamıyla böyle bir devrimdir: eşitlik, özgürlük, kardeşlik ve adalet için duyulan, yani en temel ihtiyaçlardan doğan bir devrim.

Bugün hâlâ sadece birkaç ay içinde kurulan düzenli bir orduyla hem bir kurtuluş hem de bir devrim yapıldığını zannediyorsanız, silkinin ve kendinize gelin. Anadolu'daki devrimci gücün küçük bir azınlıktan ibaret olduğunu sananlar, yüz yıl önce olduğu gibi bugün de yanılıyor!

Anadolu Devrimi, her gerçek devrim gibi, birbirine karşıt toplumsal güçlerin amansızca mücadelesi sonunda devrimcilerin başarısıyla sonuçlanan bir toplumsal harekettir. Bizim toplumumuzun başarısı olan bir hareket! Mustafa Kemal ve arkadaşlarının ürettiği bir icat değil; bir halkla birlikte başardıkları bir hareket!

Yüzyıllar önce bizzat gericiliğin ilk büyük ideologlarından Joseph de Maistre'in belirttiği gibi, karşıdevrimler bir geri dönüş talebi değil, bir devrimin antitezidir. Yani, devrimler gibi karşıdevrimler de daha önce hiçbir örneği olmayan rejimler üretebilir. Şu hâlde anlamak zorundayız; AKP ve şürekasının amacı padişahlık dönemine geri dönmek değil, yepyeni bir karşıdevrim ülkesi kurmak! Tıpkı, geçen yüzyılın İtalya'sında, Almanya'sında ya da İspanya'sında kurulan faşizmler gibi bir ülke kurmak!