Yazar, 23 Nisan'ın dinî ve millî kökleri ile ilişkilendirerek, milli eğitim bakanının çocuk odaklı politikalarını desteklerken, bu politikalara karşı çıkışları seküler kesim ve dış güçlerin eğitim sistemini boşaltma planının parçası olarak sunar. Ancak bakan beyin söylemleri gerçekten toplumsal moral mi sağlıyor, yoksa belirli ideolojik çerçeveyi topluma empoze mi etmektedir?
Çocukların bayramı olan her 23 Nisan gününü şanına layık olarak kutlayan devletimiz, bu bayramı buruk kutladı. Katliamın yapıldığı memleketim Maraş ise hunharca katledilen minik yavrularımızın mezarına akın edip dünyası değişen yavrularımızla birlikte bayram kutladı.
23 Nisan'ın önemine gelince: Osmanlı çınarına kibrit suyu dökerek kurutanlara inat savaş yorgunu mazlum milletimiz bağımsızlığımızın ilk fitilini 23 Nisan 1920 cuma günü TBMM'yi açarak ateşledi.
Ateşleme günü halkımız Ankara'da Hacı Bayram-ı Veli Camii'nde toplu halde cuma namazını kıldı. Kur'an-ı Kerim tilavet etti. Hatimler ve salavatlar getirerek tekbirler tehliller eşliğinde Meclis binasına yürüdü, dualar edildi ve kurbanlar kesildi.
Verdiğim bilgilerin kaynağını merak edenler TBMM'deki tarihi arşiv kayıtlarına müracaat edebilir.
Osmanlı topraklarına çöken emperyalistler vatandaşların bu uyanışından rahatsız oldu ve bitirdik dedikleri halkta gördükleri bu moral ve motivasyonu kırmak için düğmelere basıldı ve dikta dönemi başlatıldı.
Müslüman halk camisine ve namazına davet anlamı taşıyan ezandan bile mahrum bırakıldı.
Katliam gölgesinde kutlanan buruk bayramda cumhurbaşkanlığı külliyesinde toplanan çocuk kabinesinde yavrularımızın gösterdiği performans sadece Erdoğan'ın değil birçok duyarlı vatandaşı da duygulandırdı.
Milli eğitim bakanımızın kısa sunumunda dile getirdiği maarifin kalbinde çocuk temalı konuşması bana bakan beyin önceki haklı olduğu temaları da hatırlattı.
Hele bir yavrunuzun gözyaşlarına hâkim olmayarak okuduğu şiir ülkemizin nerelerden bugünlere geldiğini hatırlamak isteyenlere iyi bir ayıraç oldu.
Milli eğitim bakanını istifaya davet edenlerin niyeti açık.
1948 Fulbright Programı ile eğitim sistemimizin içini boşaltan ABD hegemonyası devam etsin.
Okul kitaplarından Darwin safsatası kaldırılmasın. Bilimselliği tamamen kalkmış bu safsatada ısrarın asıl sebebi yaratılış felsefesinin referansının din olması.
Açık seçik dinsiz ahlaksız bir nesil istiyoruz diyemedikleri için etrafından dolanıyorlar.

24