Suriye üzerinden Türkiye'yi sıkıştırma oyunu

İşgal rejiminin mevcut şartlarda Türkiye'ye doğrudan saldırının doğuracağı riski göze alabileceğini sanmıyoruz.

Her şeyden önce işgal rejimi mevcut şartlarda ABD'nin doğrudan desteği ve fiili iştiraki olmadan herhangi bir savaşa girmeyi göze alamaz. Gazze'deki soykırım savaşında yükün en ağır tarafını ABD üstlenmiş ve sadece askeri teçhizat yahut finans desteği sağlamakla yetinmemiş kendisi de bilfiil savaşa katılmıştır. Saldırıların büyük çoğunluğunda ABD uçakları ve bombaları kullanıldığı gibi Pentagon sadece uçak ve bomba göndermekle yetinmemiş, uçakları kullanacak pilotları da göndermiştir.

İran'a yönelik saldırı da zaten ABD ile işgal rejiminin ortak saldırısıdır. Ateşkes sonrasında işgal rejimi geri planda kalmış müzakere sürecinde ortaya çıkan sorunların ve sıkıntıların muhatabı sadece ABD olmuştur.

Şimdi ABD, mevcut yönetimin siyasi otoritesini ciddi şekilde etkilemesi ihtimali bulunan bir seçime yaklaşırken ve bu arada kamuoyunda siyonist işgal rejimine şartsız destek verilmesine karşı seslerin yükseldiği bir ortamda, kendileriyle birlikte yeni bir savaş yükünün altına girmeyi tercih etmeyeceğini siyonist işgalciler de biliyor.

Ama işgalci siyonistler, Suriye'ye yönelik saldırılarına Türkiye'nin bir savaş fitilini çekerek karşılık verme yoluna gitmeyeceği konusunda kendilerinden emin gibi görünüyorlar. Çünkü bu durumda ABD'ye ve Avrupa'ya yapacakları imdat çağrılarının, "bizi yok etmeye kalkışabilirler!" çığlıklarının kesinlikle karşılıksız kalmayacağı beklentisi içindeler. Ondan dolayı Türkiye'yi doğrudan hedef almayı değil, Suriye'nin hava savunma sistemini oluşturma çabalarını dumura uğratmayı amaçlayan bir saldırı gerçekleştirmeyi tercih etmişlerdir.