Yazar, İsrail'in Gazze ve Filistin'de camileri ve Kur'an'ı hedef almasına karşı Batı'nın sessiz kalırken, müslümanlar tarafından yapılan benzer eylemler karşısında sert tepki gösterdiğini iddia ediyor. Bu iddiasını, Lübnan'da İsa heykelinin kırılmasının hafif tutulması örneğiyle destekliyorsa, aslında Batı'nın İsrail'i "vekalet savaşı" için devreye soktuğunu ve dini değerleri seçici olarak koruduğunu savunuyor. Ancak çift standardın kaynağı gerçekten ideoloji midir, yoksa farklı ülkelerin farklı diplomatik ağırlıkları mı?
Dini değerlere, sembollere ve kutsallara saldırılmasının kendi yöntemleri olmadığı yönündeki iddiaları ise son derece saçma ve gerçeklere aykırıdır. Gazze'de camileri özellikle ve kasıtlı olarak hedef aldıkları biliniyor. Gerek Gazze'de ve gerekse Filistin'in diğer bölgelerinde bastıkları camilerde Müslümanların kutsal kitabı ve temel dini kaynakları Kur'an-ı Kerim'e ne kadar iğrenç ve çirkin muamelelerde bulundukları ise bilinen bir gerçektir. Camilere bunun dışında da pek çok saygısızlıklarda bulundular ve bunları yapan işgalci askerler hiçbir şekilde sorguya çekilmedi.
İşgalci askerler Kudüs'te ve Filistin'in diğer bölgelerinde sadece Müslümanların değil hıristiyanların kutsallarına da birçok kez saygısızlık ettiler ve işgal rejimi bu tür muamelelerden dolayı askerlerini sorguya çekmediği gibi uluslararası kurumlar ve Batılı ülkeler de bunun için işgal rejimine herhangi bir baskı yapmadı.
Lübnan'da İsa heykelinin kırılması ve özellikle kafa kısmının balyozla parçalanması olayı da Batılı ülkeler tarafından sadece dil ucuyla yapılan kınamalarla geçiştirildi. Çünkü, Avrupa'nın emperyalist politikalarının yanında özellikle de İslam toplumlarına karşı sürdürülen vekalet savaşını üstlenmiş siyonist işgal yönetiminin doğrudan etkileneceği durumlarda dini değerlerin ve kutsalların fazla bir önemi yoktur.
Ama böyle bir olay diyelim ki herhangi bir Müslüman toplulukta veya bir Müslüman asker tarafından gerçekleştirilmiş olsaydı bütün Batı medyası haftalarca bunu konuşur; en üst düzey devlet yöneticileri doğrudan olayın üzerine gider ve kim bilir ne gibi yaftalamalar yapılırdı!

24