Siyonist işgalin Gazze'de sergilediği vahşet artık insani değerlere saygısı olan bütün herkesin bu vahşetten tiksinmesine ve nefret etmesine sebep olmuştur. Bugün hâlâ bazı ülkelerin siyonist işgal rejimiyle siyasi, askeri veya ekonomik işbirliği ilan etmeleri işgalci siyonistlere prestij kazandırmıyor. Çünkü bu rejim insana ve insanî değerlere saygılı kitlesel tabanlar nazarında artık tamamen kaybetmiş durumdadır. Bu arada ABD desteği olmadan işgalci siyonist rejimin ayaklarının üstüne durması ihtimali yoktur. Gazze'ye yönelik son soykırım savaşının külfetinin büyük bir kısmını ABD yüklenmiştir. Ama artık ABD toplumunun da bu rejimi geçmişe nispetle biraz daha yakından mercek altına aldığı ve katliamcı politikasına destek vermeyenlerin oranının hızlı bir şekilde arttığı toplumsal araştırmalarda görülüyor. Zaten Körfez Savaşı'nın getirdiği külfet sebebiyle ABD'nin biraz daha kabuğuna çekilme ihtiyacı duyması işgalci siyonist rejimin sırtını dayadığı duvarın zayıflamasına sebep olabilir.
Bu gibi sebeplerden dolayı hem dünya genelinde hem de siyonist rejimin saldırgan tutumundan dolayı sıkıntılı olan ve "Ortadoğu" olarak isimlendirilen bölgede dengeler değişmektedir. Bunda Gazze'deki Aksa Tufanı'nın önemli rolünün olduğu inkâr edilemez. Bu kalkışma karşısında Filistin direnişi ağır bir bedel ödemesine rağmen işgalci siyonist rejimi ve ona destek veren küresel güçleri de ciddi şekilde silkelemiştir.
Dengelerin bu şekilde değiştiği bir dönemde İslâm dünyasının öncü ülkelerinin aralarında bir askeri ittifak kurmaları ve güçlerini birleştirmek için "Mekke Ortak Savunma Anlaşması" adı verilen bir anlaşmaya imza atarak güçlerini birleştirmeleri son derece önemli ve oldukça ümit verici bir gelişmedir.

30