İran ve ABD: Savaş mıbarış mı Hangisi kime yarar
AHMET VAROL
İran'da sosyal patlama yaşanması ABD, İsrail ve Avrupa Birliği'nin bu ülkeye yüklenmesi için önemli bir fırsat oluşturdu. Önce göstericilere engel olmaması ve şiddet uygulamaması yönünde muhtelif notalar verdiler.
Ama aynı dönemde ABD'nin göçmenlere yönelik ırkçı politikaları yüzünden gerçekleştirilen gösterilere ve eylemlere karşı ICE polislerinin uyguladığı şiddet her ne kadar medyada gündeme getirildiyse de ikinci planda kaldı ve uluslararası çapta bir baskının gerekçesi olarak değerlendirilemedi.
ABD sözlü tehditlerine ve gemilerini harekete geçirdiğine dair açıklamalar yapmasına rağmen İran'da karışıklıkların zirvede olduğu dönemde herhangi bir müdahale girişiminde bulunmayı tercih etmedi. Onun yerine masa başı görüşmeleri kabul etme yoluna gitti.
Şimdi saldırı tehditlerine gerekçe olarak kullanılan ayaklanma büyük ölçüde son bulduğundan, kullanılan gerekçenin ortadan kalkmış olmasına rağmen ABD yine tehditlerine ve savaş hazırlıklarına dair haberleri piyasaya sürmeye devam ediyor. Bir yandan da masa başı görüşmeler İsviçre'nin Cenevre şehrinde sürdürülüyor.
Saldırı tehditleri için kullanılan gerekçenin en ateşli düzeyde olduğu günlerde saldırı seçeneğini kullanmayan ABD acaba neden bugün gerekçenin büyük ölçüde ortadan kalkmış olmasına rağmen yine savaş davullarını çalmaya devam ediyor
Diğer taraftan, her ne kadar bir çerçeve anlaşması yapılamasa da Umman'daki görüşmelerin faydalı olduğunu, Cenevre'deki görüşmelerin iyi gittiğini ve bazı temel prensiplerde anlaşma sağlandığını söyleyen İran da, hem askeri tatbikatlar yapıyor hem de herhangi bir saldırı ihtimaline karşı hazırlıklarını tam hızla sürdürdüğüne dair bir imaj oluşturmaya çalışıyor
Acaba bu iki ülke savaş mı istiyor barış mı Veya hangisi savaş istiyor hangisi barış Savaş kimin işine gelir barış kimin Savaşmaları ihtimali mi daha yüksektir yoksa anlaşmaları ihtimali mi
Bütün bunların çetrefil sorular olduğunu, bu sıralarda epey zihinleri karıştırdığını ve kesin bir dille cevaplanmalarının zor olduğunu düşünüyoruz. Ama bazı öngörülerde bulunmamız mümkün ve biz de bunu yapmaya çalışacağız.
Bizim gördüğümüz kadarıyla aslında savaş hiçbirinin işine gelmiyor ve hiçbirinin işine yaramaz. ABD'nin tercihi gerçekten savaş olsaydı bunun için İran'da kitlesel karışıklıkların ve eylemlerin zirveye tırmandığı günlerde harekete geçmeyi tercih ederdi. Olayların seyri kitlesel eylemlerin yavaş yavaş geriye gideceğini belli ediyordu ve sanıyoruz ABD istihbaratı bunu fark etmiştir.
Ama diğer yandan ABD'nin amacı anlaşmak değil ileri sürdüğü şartların tümünü pazarlıksız kabul ettirmek için dayatma yapmaktır. Bunun en etkili yöntemi de psikolojik savaştır. O yüzden bir yandan medyaya, yapılan görüşmelerden bir netice alınamadığı, İran'ın kendisinin şartlarını kabul etmediği yönünde açıklamalar yaparken bir yandan da savaş tehditlerini sürdürüyor. ABD medyası da İran'la savaşın eşiğine gelindiğine dair yürekleri hoplatan haber ve yorumlar yayımlamak suretiyle psikolojik savaş stratejilerine hizmet ediyor.

24