Diğer taraftan siyonist işgal hükümetinin başbakanı Netanyahu, siyonist toplumun "aşırı sağ" olarak tanımlanan kesiminin oylarına göz dikmiş durumda.
Şu bir gerçek ki siyonist toplumda taraftar kazanmanın en etkili yollarından biri mağdur Filistin halkına zulmetmektir. Bugün Amerikan toplumunda bile siyonist zulme karşı vicdanları harekete geçirebilmek için sivil toplum çalışmaları karşılık bulabildiği halde siyonist toplumda henüz bu mümkün değildir.
Siyonist toplumda, işgal zulmünü eleştiren sivil toplum ve insan hakları faaliyetlerinin olmadığını ileri sürmüyoruz. Ama ne yazık ki bu çalışmalar karşılık bulmuyor. Aksine Filistin halkına yaptıkları zulümleri göğüslerini kabartarak öne çıkaranlar daha çok taraftar kazanıyor. "Şecaat arz ederken merdi siyonist Filistinliye yaptığı işkenceden, cezaevlerine yerleştirdiği timsahlardan söz eder!"
Aşırı siyonist Likud Partisi'nin lideri olan Netanyahu 27 Ekim'de yapılacak seçimlerde, "aşırı sağ" olarak nitelendirilen aşırı siyonist kesimin oylarını kendi partisine çekebilmek için bu sıralarda saldırgan tutumunu daha da katılaştırıyor. O yüzden, her ne kadar samimi değilse ve olması gerekmese de ABD Başkanı Trump'ın kendi seçmenine vermesi gereken mesaj ile Netanyahu'nun kendi seçmenine vermesi gereken mesaj tamamen ters yönlere bakmaktadır.

25