Filistinli esirlere idam cezası

Filistinli esirlere idam cezası

AHMET VAROL

Her şeyden önce İsrail işgal rejiminin, siyonist işgale karşı fiili mücadelelerinden dolayı özgürlükleri ellerinden alınanlara özel bir yasa çıkarması onların yargı mahkumu veya "adli tutuklu" değil savaş esiri olduğunu teyit etmektedir. Çünkü onlar farklı bir kategoride ele alındıkları için kendilerine özel yasa çıkarılıyor. Biz bu gerçeği yıllardan beri vurgulamaya ve anlatmaya çalışıyoruz.

Bu itibarla İsrail işgal zindanlarında tutulan ve resmiyette de zaten "İsrail vatandaşı" olarak tanımlanmayan Filistinliler hakkında savaş esiri muamelesi yapılması ve haklarında savaş esirleriyle ilgili uluslararası hukukun geçerli olması gerekir. Ancak ne yazık ki siyonist işgal rejiminin haksızlıklarının, zulümlerinin ve hukuka aykırı uygulamalarının esirler konusunda da kamufle edilmesi için bu gerçek gözlerden uzak tutuluyor.

Her şeyden önce her ne kadar 1948'de işgal edilmiş bölgeler BM kararlarında "İsrail" olarak tanımlanıyor, bu bölgede "İsrail" adında gayri meşru bir işgal devletinin kurulması öncesinde de mukim durumunda olanlar ve onların çocukları "İsrail vatandaşı" olarak tanımlanıyor olsa da; Batı Şeria, Kudüs ve Gazze'deki siyonist egemenlik tüm BM kararlarında "işgal" olarak tanımlandığı gibi, bu bölgelerin ahalileri de siyonist rejim tarafından "İsrail vatandaşı" sayılmıyor. Dolayısıyla bu bölgelerde özgürlüklerine el konarak, açık ya da kapalı toplama kamplarına götürülenler, işgali kabul etmemeleri, ona karşı çıkmaları, itiraz etmeleri sebebiyle bu muameleye maruz kalmaktadır. Dolayısıyla savaş esiri hükmündedirler.

Tabii ki şu an işgal zindanlarında tutulan Filistinlilerin tümü bilfiil işgale karşı savaşa iştirak etmeleri sebebiyle esir edilmedi. Sadece az bir kısmı fiili olarak savaşa iştirak etmesi sebebiyle esir edilmiştir. Şu an işgal zindanlarında tutulan ve 350'si çocuk, 73'ü kadın olan toplam 9500 Filistinli esirin önemli bir kısmı fiilen savaşa iştirak etmedikleri halde, savaşanların ailelerinin mensupları, akrabaları ya da onların işgale son verme amaçlı mücadelelerini onaylayan kimseler olmaları sebebiyle esir edilmiştir. Uluslararası savaş hukukuna göre onlar da savaş alanında ele geçirilen sivil esirlerdir.

İsrail'in Gazze, Kudüs ve Batı Şeria'daki askeri varlığının, tüm BM kararlarında işgal olarak tanımlanması, buralarda işgalin son bulması için fiili bir mücadele ve askeri karşı koymanın meşru olduğuna delalet eder.

Bu durumda işgal bölgelerinden alınıp götürülen esirler hakkında, uluslararası savaş hukukunun ve Cenevre sözleşmelerinin savaş esirleriyle ilgili maddelerinin geçerli olması gerekmektedir. Söz konusu hukuk ve maddeler ise savaş esirlerine kötü muamele yapılmasını, işkence edilmesini ve onların öldürülmesini savaş suçu saymaktadır.