Anlaşma ne kadar "güven" sağlayacak

Bu konudaki endişelerin birinci sebebi siyonist işgal rejiminin şimdiye kadar kabul ettiği anlaşmaların hiç birine bağlı kalmamış olmasıdır. Bu konuda aslında ABD'nin de yeterince güven verdiği ve kabul ettiği anlaşmalara gereği gibi bağlı kaldığı söylenemez. Ancak ABD açısından zorlayıcı sebepler, işgalci rejim açısından geçerli olan zorlayıcı sebeplere nispetle daha fazladır. O yüzden ABD'nin stratejik sebeplerle ve faydacı politikadan hareketle yeniden ortalığı ateşe vermeyi en azından kısa vadede tercih etmeyeceğini söylemek mümkün olabilir. Ancak bunu işgalci siyonist rejim açısından söylemek mümkün değildir.

Diğer yandan işgal rejimi şu an bölgede kendini geçmişe nispetle daha çok endişe verici bir konumda görmektedir. Çünkü Aksa Tufanı öncesindeki diplomatik ataklarla bölgesel bir otorite oluşturma ve kendi işgalini normalleştirme politikalarının önü kesilmiş durumdadır. O yüzden bir alternatif olarak yayılmacı ve saldırgan tutumda ısrarlı olması muhtemeldir. Bunu şu an sergilediği tutum ve izlediği politikayla da zaten belli etmektedir.

O yüzden İran'ın sağlanacak ateşkesin geleceği açısından tehlike oluşturacağına dair tüm uyarılarına rağmen yine de işgalci siyonist rejimin Lübnan'a yönelik saldırılarının devam etmesi ihtimali güçlüdür.