Kamu personel rejiminde liyakati güçlendirmek amacıyla yapılan bir düzenleme, mevcut yönetmeliklerle uyumlaştırılmadığında yeni hukuki tartışmaların kapısını aralayabilir. Son görevde yükselme düzenlemesi bunun dikkat çekici bir örneğidir.
31 Ekim 2026 tarihinde Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Genel Yönetmeliğe Ek 5'inci madde eklenmiştir. Yeni düzenlemeyle, görevde yükselme sınavına tabi olmayan müdür, müdür yardımcısı veya bunlara denk ya da daha üst yönetici kadrolarında bulunmuş kişilerin, düzenleme kapsamındaki müdür ve müdür yardımcısı kadrolarına sınavsız atanabilmeleri için kesintisiz en az üç yıl asaleten ve fiilen görev yapmış olmaları şartı getirilmiştir. Diğer atama şartlarının da taşınması gerekmektedir.
Bu değişiklik, sınavsız atamalarda kısa süreli yöneticilik görevlerinin bir geçiş aracı olarak kullanılmasını önleme yönünde önemli bir adımdır. Ancak belediyeler açısından dikkat çekici bir durum bulunmaktadır.
Belediyelerde altı aylık düzenleme hâlâ mevcut
Belediye ve Bağlı Kuruluşları ile Mahalli İdare Birlikleri Personelinin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmeliğin 19'uncu maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine göre, Yönetmelik kapsamı dışında bulunan daha üst görevlerde en az altı ay çalışmış olanların, diğer özel şartları taşımaları kaydıyla, yönetim hizmetleri grubu dâhil belirli kadrolara sınavsız atanmaları mümkündür.
Dolayısıyla iki düzenlemede farklı süreler ve koşullar yer almaktadır: Genel Yönetmeliğin ek 5 inci maddesinde en az 3 yıl kesintisiz, fiilen ve asaleten görev yapılması ön görülürken Belediyelere ilişkin yönetmelikte en az altı ay çalışma şartı yer almakta ve fiilen görev yapma şartı da bulunmamaktadır. Burada önemli bir ayrıntı vardır: Genel Yönetmelikteki üç yıllık şart bütün sınavsız atamalar için getirilmiş değildir. Özellikle belirli yöneticilik görevlerinden müdür ve müdür yardımcılığına geçişleri hedeflemektedir. Belediye Yönetmeliğindeki altı aylık düzenleme ise daha geniş bir kadro grubunu kapsamaktadır. Sorun, iki hükmün aynı atama işlemi üzerinde birleştiği durumlarda ortaya çıkmaktadır.
Altı ay görev yapan kişi müdür olabilir miKonuyu somut bir örnekle açıklayalım. Bir belediyede, yönetmelik kapsamı dışındaki üst yönetici kadrosuna atanmış bir kamu görevlisinin sekiz ay çalıştıktan sonra belediye müdürlüğüne sınavsız atanmak istediğini düşünelim. Belediye Yönetmeliğinin 19/1-c maddesindeki altı aylık süre şartı karşılanmış görünmektedir.
Buna karşılık, söz konusu üst yöneticilik görevi ve hedef müdür kadrosu Genel Yönetmeliğin yeni Ek 5'inci maddesinin kapsamına giriyorsa üç yıllık şart henüz karşılanmamıştır. Bu durumda yalnızca altı aylık çalışma süresine dayanılarak atama yapılması hukuki ihtilaf yaratabilecektir. Üstelik üç yıllık süre, herhangi bir kamu görevinde geçirilmiş toplam hizmet süresi değildir. Düzenlemede belirtilen yönetici görevlerinde kesintisiz, asaleten ve fiilen çalışma şartıdır.
Hangi yönetmelik uygulanacakHukuki tartışmanın merkezinde iki temel ilke bulunmaktadır: Genel düzenleme ile özel düzenleme arasındaki ilişki ve sonraki tarihli düzenlemenin etkisi. Belediye personeline ilişkin Yönetmelik özel bir düzenlemedir. Ancak bu Yönetmeliğin dayanaklarından biri de Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Genel Yönetmeliktir. Genel Yönetmelik, belediye memur kadrolarını da kapsamına almaktadır. Bu nedenle belediyelere özgü düzenlemenin genel çerçeveden bütünüyle bağımsız olduğu söylenemez. Öte yandan sonraki tarihli her genel hükmün, önceki tarihli bütün özel hükümleri kendiliğinden yürürlükten kaldırdığı da ileri sürülemez. Bu yönetmelikte hüküm olmayan hallerde genel yönetmelik hükümleri uygulanır diye bir ifade de bulunmamaktadır. Halbuki kurumlara ait özel yönetmeliklerde bu ifadeler yer almaktadır.
Yeni Ek 5'inci madde kapsamındaki müdürlük atamalarında üç yıllık şartın göz ardı edilmesi ciddi bir hukuki risk doğururken, Belediye Yönetmeliğinin 19'uncu maddesindeki bütün sınavsız atama imkânlarının ortadan kalktığını söylemek de doğru olmayacaktır. Belirsizliğin giderilmesi için düzenleyici makamların açık bir uyumlaştırma yapması gerekmektedir.
Düzenlemenin amacının iyi anlaşılması gerekiyorYeni düzenlemenin temelinde, sınavsız müdürlük atamalarında yöneticilik deneyiminin yalnızca biçimsel bir şart olmaktan çıkarılması düşüncesi bulunmaktadır. Çünkü bir kişinin kısa süreliğine üst yönetici kadrosuna atanması, o kişiye kendiliğinden yeterli yöneticilik tecrübesi kazandırmaz. Altı aylık bir yöneticilik görevinin, yıllardır sınavla yükselmeyi bekleyen personel karşısında kalıcı bir müdürlük atamasına dayanak yapılması, liyakat ve fırsat eşitliği bakımından sorgulanmaya açıktır. Ancak burada bir başka gerçek de unutulmamalıdır: Üç yıl yöneticilik yapmak da tek başına liyakat sahibi olunduğunu kanıtlamaz. Süre, deneyimin göstergelerinden biridir; mesleki yeterlilik, performans ve görevin gerektirdiği niteliklerin yerini tutmaz. Bu nedenle yeni şart önemli olmakla birlikte personel sistemindeki liyakat sorunlarının tamamını çözebilecek nitelikte değildir.

4