Öğretmenler üzerindeki mahalle baskısını azaltacak düzenlemeler yapılmalıdır

Öğretmenlerle ilgili çok sayıda yazı kaleme aldım. Özellikle atama yöntemlerini çok fazla eleştirdim. Bugünkü yazımda hepimizin hayatında derin izler bırakan öğretmenlerimizin çalışma şartlarından bahsedeceğim.

IHERKES KENDİ ROLÜNÜ BAŞKASINDAN BEKLİYOR

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin; "Hepimizin toplumsal rolleri var; anne, baba, ağabey, abla, kardeş, öğretmen vs. Öyle bir yere geldik ki bir öğretmene anne diyor ki "Ben çalışıyorum, benim çocuğuma annelik yap." Baba diyor ki "Benim işim çok yoğun, çocuğuma babalık da yap." Tek kardeş, başka kardeşi yok, "ağabeylik yap, ablalık yap, kardeşlik yap, bir de öğretmenlik yap." Bunu çok konuştuk. Bir öğretmenden toplumsal hayattaki bütün rolleri yüklenmesini bekliyoruz ve bir çocuğa değil, 20-25 çocuğa aynı hassasiyetle davranmasını bekliyoruz. Bizim bir çocuğa yapamadığımızı, belki 5-6 farklı toplumsal rolün hepsini öğretmenden bekliyoruz. Burada bir yanlışlık var." ifadelerini kullanmış.

Bakan Tekin'in söyledikleri baştan sona doğru. Öğretmenlerimiz bütün zor şartlara ve üzerlerindeki mahalle baskılarına rağmen bu rollerini yine de yerine getiriyor. Öyle öğretmenlerimiz var ki çocuğun gözlerinden ve davranışlarından sıkıntılı olup olmadığını biliyor ve çözüm üretiyor. Kendisinde yoksa başkasından bulup o çocuğun sorununu çözmeye çalışıyor.

Bir öğretmenimiz sosyal medya hesabıma; "Bankanın verdiği promosyonu öğrencilere burs veren öğretmenler var, maddi durumu olmayan öğrencilere soru bankası alan öğretmenler var vs bunlar duyduğum şeyler değil bizatihi şahidi olduğum örnekler. Bizi en çok yoran şey eğitimle hiçbir ilgisi olmayan öğrenci ve velinin anlamsız şikayetleri ve idarelerin bu şikayetlere prim verip dikkate alıp öğretmen üzerinde baskı oluşturması." ifadelerini kullanmış.

Öğretmen takipçim kesinlikle haklı. Ellerinden öpülesi böyle öğretmenlerimize selam olsun. Zaten öğretmenlik maaş karşılığı katlanılacak bir meslek değildir. Çocukları ve gençleri sevmeyenlerin uzun süre öğretmenlik yapmaları oldukça zordur.

IYENİ NESLİN OKULLARDA KONTROL EDİLMESİ ÇOK ZORDUR

Globalleşen dünyanın ne kadar kötülüğü varsa maalesef çocuklarımızın ellerinde. İnsanlar o kadar meşgul ki bazen küçücük çocuklarını meşgul ederek kendi rahatına bakabilmek için çocukların hiç olmayacak taleplerine cevap veriyorlar. Nasıl olsa çocuk bu eşya ile meşgul olacak ve anne baba da rahat edecek.

Çocuk bazen aileye çok büyük bir yük olabiliyor. Çünkü anne baba çalışmak zorunda olduğu için okul sonrası bazen anne baba için acı verici bir hal alabiliyor. Bir de çalışma saatleri farklı ise gel de işin içinden çık çıkabilirsen. Mümkün olsa da çocuk okuldan hiç gelmese diyen veliler hiçte az değildir.

İşte bu atmosferde öğretmen öğretmenliğini yapıyor. Öyle ki bir sınıfta kaç öğrenci varsa o kadar farklı kişilikle uğraşmak zorunda kalıyor. Bir çocuk çok sert mizaçlı iken başka bir çocuk son derece naif olabilmektedir. İşte öğretmen böyle bir sınıfı idare etmek ve sükuneti sağlamak zorundadır. Bir de ne bağırma ne de kızma hakkı vardır. Öğretmenin etten kemikten olduğu adeta unutulmuştur.

Bunun yanında öğretmenin de bir çocuğu, eşi, annesi, babası olacağı düşünülemiyor bile. Onun veya yakınlarının hasta olma hakkı ise zaten olamaz. O hasta olunca ortalık karışır. Devlet okulunda iyi kötü bir şekilde idare edilir ama özel okulda böyle bir şey düşünülemez bile. Bu öğretmenin öğrencileri kime emanet edilecek. Bir de okulda yeterli öğretmen yoksa vay başına gelenler.

Yine öğretmen öğrenciye asla kızamaz, onun sinirlenme hakkı yoktur. Ola ki sesini yükseltti hemen gelsin CİMER şikayeti ve sonrasında savunma. Cetvelle de olsa bir öğretmenin öğrenciyi tedip hakkı olamaz. Ola ki öğretmen sınıf sükunetini sağlamak için yaramazlık yapan ve başka çocukların huzurunu bozan bir çocuğa tedip için cetvelle bir tane vurdu veya kulağını hafifçe çekti. Öğretmenin TCK'den yargılanması ve ceza alması kaçınılmazdır. Anlayacağınız öğretmenin mevzuatla koruması da yoktur. Bu şartlar altında öğretmenden çok fazla bir şey beklemek haksızlıktır.