Son dönemlerdeki adli makamlarca gerçekleştirilen operasyonları karşısında küçük dilimizi yutacak noktaya geliyoruz. Öyle ki burnundan kıl aldırmayan, sağa sola çemkirenlerin hiç beklemedikleri bir anda pantolonlarının yırtıldığına şahit oluyoruz. Operasyonlar siyasidir söylemi de pek işe yaramadığı gibi niçin başkalarına operasyon yapılmıyor atarları da değer bulmuyor.
Makam sahipleri en savunmasız ve yalnız kişilerdir
Belirli bir göreve seçimle veya atamayla gelenler, biranda önlerinden rantın her türlüsünün akıp gittiğini görünce nefis ve şeytanlarıyla baş başa kalıyorlar. Adı üstünde nefis ve şeytan, her ikisi de kötülüğü teşvik ederler. Yanılıp da bu ranta yan bakıp acaba benim de bunda hakkım yok mu sorusunu sormaya başlayanlar için alarm zillerin sessiz sedasız çalmaya başlamıştır.
Bir de çevresinde kendisini uyaran kişiler yoksa yada uyaranlar birer birer çevreden uzaklaştırılmışsa düşüş başlamış demektir. Bu açıdan bakıldığında her talimatı doğru veya yanlış denilmeden yerine getirilen kişilerin hafif hafif pantolonlarının dikişleri açılmaya başlamıştır. Birde yanlışa küçük çaplı meyil başlamışsa dikişlerin açılması hızlanmış demektir.
Bu kişilerin en savunmasız ve yalnız kişiler olması nasıl oluyor diye sorulabilir. Bu ifade abartı değildir. Çünkü bu kişilerin her konuşması veya her hareketi başına iş açabilir. Normal şartlarda temkini elden bırakmayan ve en temkinli olması gereken kişiler bunlardır. Küçük bir hatada birilerinin esaretine girebilir veya en yakınındakilerden dahi bir gol yiyebilirler. İmamoğlu'na bakın ne demek istediğimi anlarsınız. Daha açık söylememiz gerekirse itirafçılar en yakınındaki kişilerden çıkmıştır. Önce can sonra canan denilen bir ortamda insanlar ister istemez önce kendilerini kurtarmaya çalışırlar. Bunu bilip buna göre hareket etmek gerekir.
Sıklıkla kamu görevlerinin emanet olduğunu ve hiç beklenmedik anlarda bu görevlerden kalkmak zorunda olunacağını yazıp duruyorum. Herkesin bir gün öleceğini bilmesine rağmen hiç ölmeyecekmiş gibi hareket etmesi örneğinde olduğu gibi kamu görevlileri de bir gün görevlerinden ayrılacağını bilmesine rağmen hiç ayrılmayacakmış gibi davranabilmektedir.
CHP İmamoğlu olayından hiçbir ders çıkarmıyor
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca, "İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü"ne yönelik soruşturma kapsamında hazırlanan iddianame sonrasında insanlar bu olaydan ders almak yerine olay siyasiydi değildi söylemine sarılmaya başlamıştır. Birde işin show kısmı var ki evlere şenlik. Ama mahkemelerde show'un geçer bir yanı yoktur ve deliller konuşur.
İşin bir de rekabet ve parti boyutu vardır. Her parti nihayetinde küçüklü büyüklü belirli çıkarlar üzerine kurulmuştur. Partililerden Allah rızası için hareket edenler olsa da Allah rızası için kurulan partiler yoktur ve zaten de yasaktır. Böyle olunca da her partide de irili ufaklı çıkar grupları ve acımasız bir rekabet vardır. Bu gerçeğin bir kenara yazılmasında fayda var.
İşte İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca hazırlanan İddianame Ekrem İmamoğlu ve ekibinin hiç beklemedikleri bir anda pantolonlarının yırtıldığını ortaya çıkardı. Bir baktık başka birçok kişinin de pantolonları birer birer yırtılmaya başladı. Seçilmenin her şeyi yapmayı meşrulaştıracağı zannına kapılanlar acı gerçeklerle karşılaştılar. Demek ki ağızlardan düşürülmeyen güçler ayrılığı ilkesi böyle bir şeymiş. Küçük veya büyük bütün kamu görevlileri güçler ayrılığı ilkesinin soğuk yüzü ile karşılaşacaklarını bilerek ona göre hareket etmelidir. Hiyerarşik kademedeki her kamu görevlisi savcı ve hakim karşısında sıradanlaştıklarının farkına varacaklarını bilmelidir.
Bu savcı ve hakimlerin dokunulmaz oldukları anlamına gelmemelidir. Nitekim onlarda kamu görevlisi olarak çizilen alanda görev yapmak zorunda olduklarını bilmelidirler.
CHP, İmamoğlu davasını hala fırsata dönüştürebilir
Bazıları CHP'yi çok seven birisi gibi akıl verdiğimi düşünebilir. Ben ülkemi seviyorum ve ülkemin kaynaklarının heba edilmesine gönlüm razı değildir. Daha önce de CHP eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na bazı tavsiyelerde bulunduğum hatırlanacaktır. Arşivler yalan söylemez.
İmamoğlu iddianamesinden ders çıkarması gerekenler, bırakın ders çıkarmayı hiçbir şey olmamış gibi davranıyorlar. Yani kafalar hiç değişmiyor. Halbuki iddianamede ibret alınması gereken birçok olay yer alıyor. Bize göre birçok belediye başkanı sıranın kendilerine gelmesini beklemek yerine şimdiden sistemsel tedbirlerini almalıdır. Mevzuatın açık kapılarını zorlama yerine bu kapıların kapatılması için ilgili makamları uyarmalıdır.
Yiğit düştüğü yerden kalkar misali İmamoğlu'nun nerelerde çuvalladığına bakılarak açık kapılar tek tek kapatılmalıdır. Açık kapılara bakıldığında birkaç temel alan dikkat çekiyor ve bütün kötülüklere bu kapılardan giriliyor. Birincisi sınavsız personel alımları, ikincisi sözlü sınavlar, üçüncüsü de ihalesiz olarak iştirakler üzerinden yapılan işler. Özellikle Belediye İştiraklerindeki kuralsızlıklar bırakın İmamoğullarını evliyaları dahi azdırır. İşte CHP buradan ayağa kalkabilir. Ayağa kalkıp kalkmayacağının takdiri kendilerine aittir. Biz sadece çuvallanan alanları gösterip akıl veririz. Elbette sen de kim oluyorsun diyenler çıkabilir.

24