Yazar, AKP iktidarının madenciler, emekliler, gençler ve çevre savunucuları gibi muhtaç kesimlerine karşı duyarsızlaştığını, milletvekillerin oy veren halkın sorunlarına kulaç vermediğini savunuyor. Bu eleştiriyi, hayatın farklı alanlarında (ekonomi, eğitim, adalet) somut örneklerle destekliyor ve iktidarın toplumsal infiyalları göz ardı etmesinin ahlaki bir zafiyeti olduğunu ileri sürüyor. Ancak iktidarın bu kesimleri gerçekten yok sayması mı, yoksa kendi seçmen tabanından farklı sosyal gruplar olmaları mı asıl mesele?
Bugün iktidar cenahındaki – daha somut olarak Ak Parti'deki dehşet verici duyarsızlaşmayı yazmak istiyorum:
Madenciler Eskişehir'den Ankara'ya yalınayak yürüdü. Yer yer oturup asfalta baretleriyle vurdular. İktidar kolluk güçleriyle zaman zaman yol kesti, onlar yine yürüdüler. İktidar bana mısın demedi. Ankara'ya geldiler, polis kuşatması ile karşılaştılar. Hep yalınayak.
Sonra 23 Nisan'da aileleri ve çocukları geldi Ankara'ya, babalarının – eşlerinin yanına. Manzara yürek yakıcıydı. Eşlerin hemen hepsi başörtülüydü. Muhtemelen Ak Parti tabanıydılar. Göz yaşlarıyla da ulaşamadılar iktidar cenahına.
Sonra Ankara ayazında yarı bedenleri çıplak açlık grevine başladılar. Sadece tuz – şeker ve limon katılmış su içtiler. Bir kısmı hastaneye kaldırıldı. Bir tek Ak Partili milletvekili ziyaret etmedi onları.
Yorulurlar, usanırlar, ümitsizlik çöker yüreklerine çeker gider diye düşünülmüş olmalı ki, gözler – kulaklar ve de yürekler kapatıldı Madencilere...
Akbelen'den gelip Ankara'ya "Ağaçlarımızı, zeytinlerimizi kesmeyin" diye çığlık atan şalvarlı, başı yazmalı kadınlar da duyulmadı iktidar cenahından... Akbelen'de jandarma gönderilmişti üzerlerine, Ankara'da polis ablukasına maruz kaldılar. Esra Işık tutuklandı üstelik. Muhtar annenin kızı. Toprağını, ağacını savunduğu için...
Orada da yok iktidarın ne Ak Partili ne MHP'li milletvekilleri...
Cesaret meselesi değil mi bu tür toplum infiallerinde onların yanında durmak "Ne istiyorsunuz" diye sormak... "Anlıyorum sizi" diyebilmek... Çünkü bu insanlar, iktidarın koruma alanındaki patronların mağdurları...
Maraş'ta, okul saldırısında can veren yavrunun cenazesine babası KHK'lı diye bir tek bakan katılmadı. "Nerde sende o yürek..." diyor ya Sezen Aksu. Kim bilir belki minik yavrunun cenazesinde saf tutarsanız babasının KHK'lılığı bulaşır sizlere...
"İnsan krizi" başlıklı bir yazımda geçmişte, "Parası yok diye çocuğun vefat eden babası için mevlit okumayan imam"ı insan krizi örneği olarak yazmıştım. Alın işte babası KHK'lı çocuğun cenazesine katılmayan bakanlar ne krizine örnek okuyor
Ne dersiniz, iktidarın yakın ya da uzak zamanda emeklilerin daha rahat nefes almasına yönelik bir gündemi var mı
"Emeklilerin Bayram ikramiyesini bin lira artırmaya para yok" diyen bir mantık, kulağını – yüreğini herhangi bir emeklinin yorgun feryadına yöneltiyor olabilir mi 16 milyon insan, hadi bir kısmının emekli maaşı az-çok geçinme imkânı sağlıyor olsun, milyonlarcası açlık sınırının altında kıvranıyor. İktidarın bir planı var mı, "üç vakitte emekliler refaha kavuşacak" şeklinde Var mı İktidar cenahında bunu dert edinen var mı Tebdil-i mekan, şöyle bir emekli kahvesine gidip, kulağını – yüreğini emeklilerin iç öfkesini dinlemeye cesaret eden var mı Orada duyduklarını Beştepe'ye taşıma cesaretini gösteren bir Allah kulu var mı
Şu sayıları 6.5 milyon olarak bildirilen, ne işte ne eğitimde "ev gençleri" için bir gelecek tasarımı var mı iktidarın Üniversite bitirip kafede çalışan, üç harfli marketlerde kasiyerlik bulabilmeyi başarı olarak gören, bir kısmı moto-kuryelikle cebelleşen, bir kısmı babadan harçlık istemenin ezikliğiyle kıvranan, CV gönderdiği yerlerden cevapsızlık ya da ret almaktan bunalan, evlenmeyi erteleyen ülke gençliği için bir "duyarlılık" beklenmeli mi iktidar cenahından
Yeniden Refah Partisi Kocaeli Milletvekili Mehmet Aşıla "Bu mesele Milli Güvenlik sorunu

3