Komedyen Deniz Göktaş'ın yarın 14. Asliye Ceza Mahkemesi'nde "Cumhurbaşkanına hakaret", "Dini değerleri aşağılama", "Suçu ve suçluyu övme" iddiası ile 14. Asliye Ceza Mahkemesi'nde yargılanması başlıyor.
Kendisi belli ki komik olmamak için "komedyen" sıfatını pek sevmiyor. Yaptığı aslında has Türkçe bir iş. Bu işe, öğretmekten öğretmen, yönetmekten yönetmen, güldürmekten de "güldürmen" demek en doğrusu.
"Türkçe Sözlük" nedense bu güzelim sözcüğe yer vermemiş. Vardır ince bir nedeni, diyelim geçelim.
Sayın okurların belki malumudur, bendeniz biraz da komik duruma düşmemek için devlet ve yüksek yargı katında bile iplenmeyen yasa ve anayasa maddelerinden söz ederek yazı yazma yanlısı değilim.
2026 yılı 174 küsur milyarlık bütçesi ile 8 bakanlığı geride bırakan, Cumhurbaşkanlığına bağlı Diyanet İşleri'nin tüm yayınları gibi TDV İslam Ansiklopedisi'ne güveniyorum. Vebal ve günah varsa yönetenlerin başına.
Diyanet İslam Ansiklopedisi'nde "Mizah" için 14; "Hiciv" için 23 ve "Latife" için 6 madde yer alıyor.
Profesör Hasan iftçi madde yazarı olarak tanıdım. İncelemeleri de var: "Klasik İslam Edebiyatında Hiciv ve Sosyal Eleştiri (2002).
iftçi Hoca'nın çıkış noktası çok çarpıcı:
Hiciv ve mizah, geçmiş toplumların gerçek yüzünü anlamak bakımından methiyelerden daha değerli olabilir.
Neden mi
ünkü methiye, yöneticiyi ve güçlü kişiyi çoğu zaman olduğundan çok daha iyi, adil, cesur ve kusursuz gösterirken; hiciv ve mizah toplumun zaaflarını, yöneticilerin tutumlarını, sosyal ilişkileri ve ahlaki bozulmaları daha gerçekçi yansıtır.
Özellikle vurguladığı iki nokta var: Methiye: "Yönetici adildir, herkes huzur içindedir."
Hiciv/mizah: "Yönetici ve çevresindeki düzenin nasıl işlediğini ortaya koyar"
Dolayısıyla mizah, yalnızca gülmece değil, bir tarih ve toplumu okuma aracıdır.
iftçi Hoca, eski Arap, Fars ve Türk edebiyatlarındaki bu kavramların sınırlarının kesin olmadığını özellikle belirtiyor. Hatta birbirlerinin yerine kullanıldıkları da oluyor. Buna rağmen aralarında işlev bakımından önemli farklar bulunduğunu söylüyor.
HİCİVTemelinde kişisel çıkar, kızgınlık ve kin vardır. Bir kişiyi:
• yermek,
• küçültmek,
• ayıbını ortaya çıkarmak,
• incitmek,
• gülünç duruma düşürmek amacı ağır basar.
Bu nedenle hiciv çoğu zaman kişiye yöneliktir.
iftçi'nin çok önemli tespiti şu:
Bir kişiye yönelik hicvin etkisi, o kişinin ortadan kalkmasıyla zamanla azalabilir.
Yani hiciv çoğu zaman kişisel ve geçicidir.
HEZELHezel daha çok:
şaka + saçmalık + eğlence + güldürme ekseninde gerçekleşir.
Bazen kaba veya müstehcen unsurlar da taşıyabilir.
Dolayısıyla:
Hezel = "Gülelim, eğlenelim." diyebileceğimiz alana daha yakındır.
Fakat iftçi, hezelin her zaman değersiz olmadığını da özellikle vurguluyor. Mevlânâ gibi büyük isimlerde hezel kavramının zaman zaman eğitim, gerçek ve hikmet taşıyan kapalı anlatımlar için de kullanıldığını belirtiyor
Mizahın ayırıcı özelliği: Gülmenin arkasında bir toplumsal amaç bulunmasıdır. Sadece güldürmek değil, düşündürmek ve değiştirmek.
Mizah:
• toplumsal kusuru gösterir,
• yanlış davranışı açığa çıkarır,
• mevcut düzeni sorgular,
• eleştiri yapar,
• mümkünse değişim ve ıslahı hedefler.
Dolayısıyla:
Hezel → güldürür.
Hiciv → yerer.
Mizah güldürürken toplumsal bir probleme saldırır.
Mizahın güldürmesi amacın kendisi değildir.
Gülme, bir çeşit araçtır.
Asıl amaç: yanlışı göstermek → düşündürmek → eleştirmek → düzeltmek.
Bu nedenle mizahın yüzeyinde kahkaha, altında ise ciddiyet vardır. Mizah, öfkeyi doğrudan saldırıya dönüştürmeden eleştiriye çevirebiliyor.
Soru ve sorun şudur:
Neden mizah özellikle güçlü yöneticilerin olduğu dönemlerde önem kazanıyor
Güçlü bir yöneticiye açıkça:
"Sen yanlış yapıyorsun." demek tehlikeli olabilir.
Bu nedenle eleştirmen bazen:
• şaka yapar,
• kinaye kullanır,
• çift anlamlı konuşur,
• kendisini aptal veya deli gibi gösterir,
• görünüşte saçma bir şey söyler,
• fakat aslında çok ciddi bir eleştiri yapar.
Prof.iftçi bu durumun özellikle siyasi ve toplumsal baskının yoğun olduğu dönemlerde önemli olduğunu açıklıyor. Bu noktada mizahın çok ilginç bir işlevine işaret ediyor:
* Mizah, hakikati söylemenin "dolaylı yolu" olabilir.
iftçi, bazı mizahçıların kendilerini deli göstermelerinin veya eserlerinde müstehcen/saçma unsurlar kullanmalarının nedenlerinden birinin, güçlü iktidarlara karşı eleştiriyi daha güvenli hale getirmek olabileceğini söylüyor.
Bu açıdan: "Deli" görünen kişi aslında en açık gerçeği söyleyen kişi olabilir.
Bu, klasik edebiyattaki meczup, divane, deli, soytarı, nüktedan tiplerinin neden bazen olağanüstü özgür bir konuşma alanına sahip olduğunu anlamak için de çok değerli.
Hiciv ve mizah ise gerçeğin rahatsız edici tarafını gösterir.
Bu nedenle mizah metni yalnızca edebî söylem değildir. "Toplumda nelerin yanlış gidiyor" sorusunun yanıtını da verebilir.
Prof. iftçi'nin makalesini sadece "klasik İslâm edebiyatında mizah" üzerine bir çalışma olarak okumak biraz eksik kalır. Aslında şu soruyu soruyor:
"İnsan, gücü elinde bulunduranlara karşı gerçeği nasıl söyleyebilir"
Ve mizahın yanıtı şu oluyor: "Doğrudan söyleyemiyorsan, düşündürerek söyle!"
Burada mizah, hakikatin düşmanı değil; bazen hakikate ulaşmanın yöntemi haline geliyor.
Bu noktayı bir adım daha ileri götürürsek: Methiye gerçeği örtebilir.
Hiciv gerçeği açabilir. Mizah ise gerçeği açarken insanı düşündürebilir.
***
– "Klasik İslâm Edebiyatında Hiciv ve Mizah" yalnızca edebî bir eğlence biçimi değildir. İnsan karakterini, toplumdaki kusurları, ahlâkî bozulmaları, sosyal ilişkileri, yöneticiler ile yönetilenler arasındaki ilişkileri yansıtma gücünü de ortaya koyma etkinliğidir.
Bu nedenle hiciv ve mizah yalnızca "güldüren metinler- sunumlar" değil, dönemin insanını ve toplumunu anlamaya yarayan belgeler diye de okunabilir.
Özellikle şu ayrımı akılda tutmak yararlı:
Her mizah hiciv değildir; fakat mizahın içinde hiciv bulunabilir.
Aynı şekilde:
Her güldüren şey mizahın derin anlamına ulaşmaz.
Yani "komik" olmak ile "mizahî bir eleştiri üretmek" aynı şey değildir.
Burada önemli olan yalnızca "kim kime laf sokmuş" değildir. Asıl soru:
O laf neden söylenmiş ve bize dönemin toplumu hakkında ne anlatıyor
Tarihi açısından değerli olan taraf budur.
Mizah, yöneticiler üzerinden toplumun kendisine ayna tutma yöntemlerinden biri haline gelebilir.

8