Pişmaniyesiz bir mayıs

Ahmet Tan
Bugün
3

Bilal Erdoğan eski defterleri karıştırmış. Belki bir keramet var: "Cumhurbaşkanımızın 1989'da genelevlerden oy istediği iddia edilmişti" diyor.

Biz de karıştıralım bari.

2014 yılının 1 Mayıs'ı tam da recep ayının 1'ine rastlamıştı.

Yani Sayın Erdoğan'ın doğduğu aya.

Allah'ı var, kendisi dün de doğduğu ayın hakkını verdi.

Recep, malum dün başlayan kutsal "üç aylar"ın ilki.

Ardından şaban...

Sonra da ramazan geliyor.

Başbakanın verilmiş sadakası varmış.

Biraz geç gelseydi.

Şaban Tayyip diyecektik.

Belki de Kemal Sunal'ı hatırlayıp ona daha sempatik bir gözle bakacaktık.

***

Neyse sağlık olsun.

Yine de Recep'in havası başka.

Sözcük olarak "heybetli, gösterişli" anlamı da taşıyor.

Tek isimle yetinmeyip ona "iyi, hoş, temiz" anlamında bir de "Tayyip"i eklemişler.

Belki kendisinin 1 Mayıs'la meselesi de bundan kaynaklanıyor.

ünkü "mayıs" sözcüğünü Anadolu köylüsü "dumanı üstünde, taze sığır dışkısı" karşılığı kullanıyor.

Örneğin can sıkıcı işler yapan birine "Yine ne mayıslar karıştırıyon" deniyor!

***

İktidara gelince 1 Mayıs'ı bayram ilan etti.

Ama her 1 Mayıs'ta sergilenen manzara, "Yine ne mayıs karıştırıyon" manzarasıdır!

***

Taksim'le ise bitip tükenmez bir derdi var.

Her mayıs depreşip duruyor.

Ayınları çatlatıp gayınları patlatıyor.

İmam hatiplerin ilk kurulduğu dönemde riyaziye derslerinde "taksim", dört işlemden "bölme"ye verilen isimdi. (Toplama için "cem", çıkarmaya "tarh", çarpmaya ise "zarp" deniyordu.)

Zaten meydanın adı da dört işlemden birine, yani "taksim"e dayanıyor.

İstanbul'un suları burada "taksim" ediliyordu.

Tayyip Bey'in geçmişe ve bölmeye olan tutkusu malum.

Taksim ile yetinmiyor.

Kahraman polisini ileri demokrasiyi yerleştirmek için darba, zarba, cem ve tarha yönlendiriyor.

Ve sonunda da her 1 Mayıs...

Anadolu köylüsünün kullandığı anlamına kavuşuyor.

Dumanı üstünde...

12 YIL ÖNCEKİ 1 MAYIS

İktidara geldiklerinin ilk 1 Mayıs'ında ne Taksim sıkıntısı vardı ne TOMA dehşeti ne de gaz sancısı.

Halk henüz bölünmemişti. Hapishaneler tıklım tıkış değildi.

Meclis'in 2/3'lük çoğunluğunu ele geçirmişlerdi. Ama sadece yüzde 34 oy almışlardı.