30 Ağustos bir milletin yalnızca vatanını değil, geleceğini ve onurunu da savunup zafere ulaştırdığı günün adıdır. Hepimize kutlu olsun.
"Büyük Taarruz ve Başkumandanlık Meydan Muharebesi"nde milletin gösterdiği irade ve kazandığı bu emsalsiz zafer 104. yılında da "ampül gölgesi"ne rağmen Türkiye Cumhuriyeti'ni aydınlatmaya devam edecektir.
***
Günün onuruna, Cumhuriyet'in yıllar önce okurlarına armağan ettiği, Atatürk'ün Selanik'ten 1881 doğumlu yaştaşı, mahalle, mektep ve Harbiye'den arkadaşı-yoldaşı Nuri Conker'le ortaklaşa yazdığı, özgün adı "Zabit ve Kumandan ile Hasbihal" olan "Subay ve Komutan ile Söyleşi" olan kitaptan söz edeceğiz.
***
İnsan zihni bir kelebek, dolaşamaz öyle çiçek çiçek. Düşünceden anılara, anılardan evvel zaman sözcüklerine konar, zıplar durur.
Bendenize yine öyle oldu... "Taarruz", "başkumandan" ve "Kurtuluş Savaşı denilmesin" diyen maarife muhtaç tekinsiz eğitim bakanı ile "Kurtuluş Savaşı öncesi"nde işgal, yokluk, kıtlık döneminde doğmuş merhum pederimi aklıma düşürdü.
"Taarruz", "tevafuk" sözcüğünü tetikledi, "başkumandan" da Allah sağlık ve sıhhat versin Tayyip Bey'i. (Tevafuk "birbirine uyma, uygun gelme, denk gelme" anlamındadır. Rastlantı ve tesadüf yerine kullanılan, kadere bağlanan İslami bir kavram. Ne hikmetse tam da Trump destekli PKK ile girişilen "terörsüz Türkiye barış taarruzu" dönemine denk düştü. "Başkumandan Erdoğan"ın da "tarih yazma, yapma" atılımına... Talihsizlik şurada ki anayasaya göre Erdoğan'ın bu müstesna sıfatının son kullanma tarihi sınırlı. Ama nedense PKK'ye yönelik "barış taarruzu"nda "başkumandan" sıfatını kullanmaktan içtinap ediyor. Belki bu da rastlantı değil, İslami literatüre göre tevafuktur!
KİTABIN ANA DÜŞÜNCELERİGelelim kitabın orta yerinden anlamaya.
Yenilginin sorumluluğu askere yüklenemez. Askeri eğitmek, ona güven vermek, moral kazandırmak ve gerektiğinde ölüme kadar götürebilmek komutanın görevidir.

14