Rüşvet yüzünden devletler batmıyor. Batsa çoktan batmıştık.
Tarihçi İlber Ortaylı bile ev aldığında tapuda verdiğini ifşa etmişti.
Her ulusun kutsal gerçekleri var.
Bu gerçekleri örneğin ya büyük Atatürk üzerinden hatırlamalı ve "Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler ve mensuplar memleketi olamaz. En doğru, en hakiki tarikat medeniyet tarikatıdır" diye iman etmeliyiz ya da örneğin, divan şairimiz Fuzuli'nin (1494-1556) Şikâyetname'sini okuyup hayata yeniden sarılmalıyız.
Bu yıl, Fuzuli'nin de 530. doğum yılı. Bizde anan yok. Zaten gerek de yok.
Fuzuli hayatımızda ve dilimizde hâlâ yaşıyor.
Bağdat'ın fethi dolayısıyla Kanuni'ye yazdığı "methiyename" için kendisine 9 akçelik maaş ödülü bağlanmıştı.
Elinde maaş beratı maliye dairesine gitti. Kılık kıyafeti ve kırçıl sakalıyla memurların ilgisine layık olamadı. Maaşını bağlatamadı.
O da oturdu, her satırı hâlâ geçerli ünlü "Şikâyetname"sini yazdı.
"Selam verdim. Rüşvet değil diye almadılar.
Hüküm gösterdim, faydasızdır diye iltifat etmediler.
Gerçi görünürde itaat eder gibi davrandılar.
Ama bütün sorduklarıma hal diliyle karşılık verdiler.
Dedim: Ey arkadaşlar, bu ne yanlış iştir, bu ne yüz asıklığıdır
Dediler: Bizim âdetimiz böyledir.
Dedim: Benim riayetimi gerekli görmüşler ve bana tekaüt beratı (emeklilik belgesi) vermişler ki ondan her zaman pay alam ve padişaha gönül rahatlığı ile dua kılam.
Dediler: Ey zavallı! Sana zulüm etmişler ve gidip gelme sermayesi vermişler ki, daima faydasız mücadele edesin ve uğursuz yüzler görüp sert sözler işitesin.
Dedim: Beratımın gereği niçin yerine gelmez
Dediler: Zevaittir (karşılıksız), husulü mümkün olmaz.
Dedim: Böyle evkaf zevaitsiz olur mu
Dediler: Asitanenin (İstanbul) masraflarından artarsa bizden kalır mı
Dedim: Vakıf malın dilediği gibi kullanmak vebaldir.
Dediler: Akçamız ile satın almışız, bize helaldir.
Dedim: Hesaba alsalar bu tuttuğunuz yolun fesadı bulunur.
Dediler: Bu hesap, kıyamette sorulur.
Dedim: Dünyada dahi hesap olur, haberin işitmişiz.
Dediler: Ondan dahi korkumuz yoktur, kâtipleri razı etmişiz.
Gördüm ki sualime cevaptan başka nesne vermezler.
Ve bu berat ile hacetim kılmağın reva görmezler.
Çaresiz mücadeleyi terk ettim.
Ve mey'us ü mahrum guşe-i uzletime (kederli ve yoksun yalnızlık köşeme) çekildim."
TÜRKİYE YÜZYILI!O dönem şanlı Kanuni Sultan Süleyman yüzyılı idi. Şimdi ise neyin nesi kimin fesi olduğu belirsiz bir sisteme binmiş Türkiye Yüzyılı'nı "idrak" ediyoruz.

129