ABD'de her yıl bizim foncuların iştahını kabartacak milyon/milyar ölçeğinde makale ve kitap yayımlanıyor. Bunların ancak on binde biri bizim yayıncıların ilgisini çekerse Türkçesi yayımlanabiliyor.
Donald Trump ile Recep Tayyip Erdoğan'ın siyasi üslupları arasında paralellik kurulması yeni bir düşünce değil.
Trump'ın başkan seçildiği 2017 yılı Amerikan siyaseti, kendi içinde hesaplaşmaya yönelmişti. Bizde ise "Muhtar bile olamaz" denildiği ile kaldı.
Bizdeki yayıncıların aklına nedense "Sağ Aklını Nasıl Yitirdi" adlı kitabı Türkçeye kazandırmak gelmedi. (How the Right Lost Its Mind, Charles J. Sykes. 2017)
Bu kitap muhafazakâr iç hesaplaşmasıdır.
Trump, Amerikan sağındaki bozulmanın yalnızca sebebi değil, uzun süredir hazırlanan dönüşümün sonucudur. Sykes bunu birkaç başlıkta anlatıyor:
- İlkelerin yerini lidere sadakat aldı. Sınırlı devlet, anayasa, serbest piyasa ve kişisel ahlakın savunulması liderin davranışlarını haklı çıkarma ihtiyacına göre esnetildi.
- Medya, haber vermekten öfke üretmeye yöneldi. Reyting ve tıklanma rekabeti, komplo teorilerini ve sürekli tehdit duygusunu besledi.
- Siyasi rakibe düşmanlık ortak programa dönüştü. Bir politikanın doğruluğundan çok, karşı tarafı ne kadar kızdırdığı önem kazandı.
- İçeriden itiraz edenler dışlandı. Eleştiri, düşünce ayrılığı olmaktan çıkarılıp ihanet gibi görülmeye başlandı.
- Kitabın asıl sorusu güçlüdür: Bir hareket, seçim kazanırken savunduğu değerleri kaybediyorsa gerçekten kazanmış sayılır mı
Yanıt açık seçiktir: "Muhafazakârlık iktidara geldi; muhafaza edeceği ilkeleri muhalefette bıraktı."
***
Bizim "Cumhur İttifakı" da "kârı muhafaza etme" uğruna (giderek aşkına) muhafazakâr sağ ilkelerden feragat etti. Meclis içinde, dışında irili ufaklı onlarca sağ partinin peydah olması bu yüzdendir.
Ancak bir ayrım gerekiyor: Türkiye sağı, liberal, milliyetçi ve dinî muhafazakâr gelenekleri birlikte barındırır; hepsinin devlet ve özgürlük anlayışı aynı değildir. Dolayısıyla "terk edilen ilkeler" derken geçmişte kusursuz uygulanmış bir sağ geleneğinden ziyade, savunulmuş ve vaat edilmiş ilkelerden söz ediyoruz.
1- Devleti sınırlamak, hukuku üstün tutmak.
AKP 2021 İnsan Hakları Eylem Planı; hukuki güvenliği, sözleşme özgürlüğünü ve eleştiri nedeniyle özgürlükten yoksun bırakılmamayı açıkça savunuyordu. Buna karşılık Anayasa Mahkemesi'nin Can Atalay kararının uygulanmamasını ayrıca bir hak ihlali olarak saptaması, vaat ile uygulama arasındaki mesafeyi somutlaştırıyor.

13